• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler
Hikaye
Share on Tumblr

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler - Geldi Safiye, gitti kafiye

ŞİİR MERAKLISI BİR ADAMIN, Safiye adında bir karısı varmış. Adamcağızın şiir merakının aksine, bu Safiye Hanım şiirden hiç anlamaz, haz etmezmiş. Anlamayı bir kenara koyun, kocasının şiirle meşgul olmasına "beyhude zanaat" diyerek karşı da çıkarmış. Adam karısının çarşıya pazara çıktığı bir günü fırsat bilerek, şiir yazmaya koyulmuş. Bir mısra, iki mısra derken epeyce yazmış. Tam şiiri bitirecek son mısramn kafiyesini tamam etmek üzere iken, kadın içeriye girmiş. Girmesiyle de "Ah kör olasıca, yine mi çiziktirir-sin" demiş. Kafası karışan adam, kafiyeyi unutuver-miş. Kalemi kâğıdı atıp: "Geldi Safiye, gitti kafiye" demiş.
Bu deyim, dikkat gerektiren bir işle uğraşan birinin, başkası tarafından dikkatinin dağıtıldığını belirtmek için kullanılır.

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler - Güme gitmek

BİR ZAMANLAR, İstanbul'un dirliğini, düzenini denetleyen Yeniçeriler, çarşı pazar dolaşıp yolsuz davranışlarda bulunanları toplar, aralarına katarak kışlalarına götürür, bir odaya kapatırlarmış. Suçlu buldukları adamları böylece odaya kapatırken de "Hooop... gümm!" diye bağırmak da âdetleriymiş. Suçlu diye toplananlar arasında, kurunun yanında yaş da yanar misali, zaman zaman suçsuzlar da olurmuş. Halk, bunlar için, "günahsız olmasına rağmen götürülüyor" anlamında "adam güme gitti" dermiş. •••

Bu deyim, boşa gitmek, harcanmak mânâsında kullanılır.

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler - Halep orada ise arşın burada

ADAMIN BİRİ vakti zamanında Halep'e gidip gelmiş. Artık her mecliste yerli yersiz "Ben Halepte iken..." diye söze başlar, dinleyenleri bıktırırmış.

Bir gün kahvehanede lâf cirit oyunundan, koşudan ve uzun atlamadan açılmış. Bizimki:

"Ben Halep'te iken sekiz arşın atlardım..." diye bir palavra atmasın mı ortaya?

Artık sabırları tükenen ahbapları:

"Haydi canım..." demişler. "Nişângahsız atıyorsun. Sekiz arşın atlamak nerede, sen nerede?"

"Doğru söylüyorum, atladım..." diye ısrar etmiş adam.

"Peki efendim, öyle ise burada da atla ki görüp inanalım" demesinler mi!

Adam "Yok hayır, ben Halepte atladım." demiş. İçlerinden biri:

"Canım, Halep orada ise, arşın burada atla da görelim" diyerek adamı susturmuş.

Bu deyim, büyük ya da olağanüstü işler başardığını söyleyenlere "hadi yap da görelim" mânâsında kullanılır.

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler - Hoşafın yağı kesildi

YENİÇERİ OCAKLARINDA askerlere yemek dağıtılırken, mutfak meydancısı, elinde tuttuğu üzeri dualı kallavi koca bakır kepçe ile, evvelâ yağlı yemekleri ve pilavı dağıtır, sonra da aynı kepçeyi hoşaflara daldırır-mış.
Hâl böyle olunca, sofralara gelen hoşaf bakracının üstünde, bir parmak kalınlığında yağ tabakası yüzer-miş. Bu durumu gören Yeniçeri ağalarından akıllı biri-
 
 
si, meydancıya emir vermiş. "Kepçeyi yağlı yemeklere batırmadan evvel temiz iken hoşafları dağıt, sonra yemek dağıtımına geç..." demiş.
Demiş ama, bu sefer sofralara giden hoşaf bakraçlarının üzerinde yağ tabakasını göremeyen Yeniçeriler:
"Hakkımızı yiyorlar, istihkakımızdan çalıyorlar, zira hoşafın yağını bile kestiler, yağlı hoşaf isterük..." diye kazan kaldırmışlar.
•••
Bu deyim, hikâyedeki anlamından farklı olarak bir durum karşısında söyleyecek bir söz bulamamak, karşılık verememek, ikna olmak, razı olmak mânâlarında kullanılır.
 
Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler - İşin püf noktası

VAKTİYLE çömlekhanede çalışan bir kalfa, zaman gelmiş usta çıkmış, kendisi de başka bir yerde çömlekhane açıp imalâta başlamış.

Fakat kendisinin yaptığı çömlekler bir türlü tam parlak ve pırıl pırıl cilalı olmazmış. Yüzleri pürüzlü ve mat düşermiş. Ustasından öğrendiklerini aynen uyguladığı halde, bu hatanın nereden kaynaklandığını bir türlü anlayamazmış.
 Bir gün, eski ustasının çömlekhanesine giderek yapılan işleri bir kez daha dikkatle seyretmiş. Ustası kuruyan çömlekleri fırına verirken üzerlerindeki ince tozlara şöyle bir "Püüüüfff" diyerek üflüyor ve elindeki cila fırçasını ondan sonra sürüyormuş. Bunu gören yeni usta, kendi kendine şöyle demiş:

"Her şeyi öğrendim ama, işin bu püf noktasına hiç dikkat etmemişim."

Bu deyim, ustalık gerektiren bir işin, dışarıdan bakıldığında zor görünen taraflarını kolayca yapabilecek yollan anlatmak için kullanılır.

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler - Kabak tadı verdi

ŞEHİRLİ BİR AĞA İLE, hatırı sayılır bir yörük ağası atları ile uzak bir kasabaya gidiyorlarmış. Yolda bol ağaçlı bir bahçe görmüşler. Ağaçlarda her çeşit meyveler varmış. Şehirli ağa, incir ağaçlarını görünce dayanamamış. Yörük Beyine:
"Şurada biraz inelim ve dalından taze taze incir koparıp yiyelim. Göz hakkı, haram olmaz" demiş.
 
Atlardan inmişler, ikisi de birer incir ağacına çıkmışlar. Fakat Yörük o güne kadar hiç incir görmediği ve tadını da bilmediği için, tırmandığı ağaca dolanmış ve dallarına asılmış olan asma kabaklarını incir zannetmiş. Bir iki tane kabak koparıp yemiş ama hoşuna gitmemiş. Şehirli ağa tıka basa incir yeyip ağaçtan inmiş ve yörüğe sormuş:

"Ne güzel, ne tatlıydı mübarekler, değil mi?"

Yörük yüzünü ekşiterek:

"Vallahi bilmem" demiş, "benim yediklerimin tadı tuzu yoktu. Hepsi de kabak tadı verdi..."

Bu deyim; "bıktırdı usandırdı, önceleri iyiydi ama yetti artık" gibi mânâlarda kullanılır.


Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - - - -
Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler başlıklı  tarafından yazılan yazı 1680 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu