• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

FELSEFENİN ANLAMI

 FELSEFENİN ANLAMI
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Antik Yunan dünyasının ürünü olan felsefe (philosophia) sözcüğünün anlamı bilgi, bilgelik sevgisi (philia: sevgi; sophia: bilgi, bilgelik) olup sözcük Yunancadan Latince ve diğer dillere, Arapçaya oradan da Türkçeye geçmiştir. Yunanlıların "bilgelik sevgisi" ya da "hikmet arayışı" olarak tanımladığı felsefe; insanın soru sorma, sorgulama yapabilme ve akıl yürütme yeteneğine dayalı bir düşünme yetişidir. Filozof (philosophos) da bilgiyi arayan, ona ulaşmak isteyen kişidir. Filozof, hayatın anlamını bulmaya ve bu anlama uygun şekilde yaşamaya çalışır, edindiği bilgileri yetersiz bulup tedirginlik duyar, eleştiri yapar.
"Gerçek bilgiyi", hayatı yaşanmaya değer kılacak ilkeleri bulmaya çalışır ama bu bilgi ve ilkeleri sürekli, zaman ve mekân koşulları doğrultusunda sorgulayan değiştirmeye hazırdır, insan yaşamını ilgilendiren her şey hakkında akıl yürütüp bunları felsefi problem konusu yapabilen filozof, apaçık ve doğru olduğunu bildiğimiz ya da böyle olduğuna inandığımız her şeyi sorgulayabilir; insanın, dinin, Tann'nın, dış dünyanın varoluşuyla, bilginin kaynağı ve sınırlarıyla, bilimle, sanatla ve daha bir çok konuyla ilgili sorular sorabilir.
Büyüdükçe dünyaya hayret etme yeteneğimizi yitiriyoruz { Dünyayı sıradan ve alışıldık olaylar ve olgular bütünü olarak görmeye başlıyoruz.). İşte filozofların bizde yeniden canlandırmaya çalıştığı şey de budur. Çünkü her şeye rağmen içimizde bir ses, yaşamın büyük bir sır olduğunu söyler. Bu bizim, bir zamanlar daha düşünmeyi öğrenmeden önce yaşadığımız bir duygudur (Çocuklar için dünyadaki her şey yeni ve ilginçtir.). Bir filozof da dünyaya alışmayı bir türlü beceremez. Dünya onun için hâlâ akıl almaz bir şey, hâlâ sırlarla dolu, gizemli bir şeydir. Filozoflarla küçük çocukların önemli ortak yanları budur; bir filozof ömrü boyunca duyarlı bir çocuk olarak kalır.
Felsefe sözcüğünü ilk kez kullanan matematikçi ve filozof Pythagoras (Pisagor, M.Ö.580 -500), bilgeliğin yalnızca tanrılara yakıştığını insana düşen işin ise bilgeliği sevmek ve bilgelik düzeyine ulaşmaya çalışmak olduğunu ileri sürmüştür. Herakleitos (Herakleytos, M.Ö. 540-480)'un da felsefe sözcüğünü ilk kullanan filozof olduğu İddia edilmektedir.
Sokrates ve Platon da "neyi bilmediklerini bilmenin bilginin asıl kaynağı" olduğundan hareket ederlerken, Aristoteles felsefeyi "var olanın ilk temellerini ve ilkelerini araştıran bir bilgi" olarak tanımlarken aslında felsefenin işlevini de irdelemiş olmaktadırlar. Gerçekte de felsefe; bilgiyi, doğruyu arama işidir; "bilgi" sevgisidir. Doğru bilgiye ulaşana kadar eldeki bilgileri sorgulamak, eleştiri süzgecinden geçirmek, mevcuttan şüphe etmek, doğru bilgiye ulaşıldığında bile bununla yetinmemek, durmamak, Jaspers (Yaspers)'in deyişiyle "hep yolda olmak" felsefeyi tanımlayan temel motiflerdir. Felsefenin işlevini ve felsefe bilgisinin özelliğini daha iyi anlayabilmek için bilgiyi ve diğer bilgi türlerini anlamamız gerekir.
 DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:[email protected]

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - -
FELSEFENİN ANLAMI başlıklı  tarafından yazılan yazı 2288 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu