• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

SÜPER BİLİNÇ VE YÜKSEK BEN

 SÜPER BİLİNÇ VE YÜKSEK BEN
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Her birimiz Taun 'mı içindeyiz. Tanrı da Bizim içimizde. Tanrım Bizim aramızda hiçbir ayrılık yok. Olamazdı da, yoksa biz de olmazdık.  Yüksek Ben, aynen bu sözcüklerin ifade ettiği şeydir -o, varlığınızın en olumlu unsurları, içsel gücünüzün en güven verici hali, içinizdeki İlahi olanı kişisel olarak ifade edişinizdir. O sizi var olan her şeye bağlar: O sizi insan potansiyelinin muazzam kaynaklarına ulaştıracak kanaldır.

Yüksek Ben'iniz meditasyonel diyaloglarınızda olağanüstü önemlidir. Çoğu insan -bir değişim gerçekleşmeden- sorunlarla uğraşmakta, kendi başarısızlık ve hatalarını incelemekte zorlanır. Yüksek Ben, sizi üzen şeyleri kendisiyle gerçekten tartışabileceğiniz halinizdir. Belirli bir odağa konsantre olmanız sizi özgürleştirerek bunu yapabilmenizi sağlar. Bu odaklanma sizi başka her şeyden uzaklaştırır, sizinle benliğiniz arasında biraz mesafe yaratır; kendinizi daha objektif bir açıdan inceleyip keşfetmenize fırsat verir. Yüksek Ben'iniz durumlar, ilişkiler ve kendinizle ilgili yeni değerlendirmeler yapabilmek için gereksindiğiniz görüş açısını sağlar.
 
Yüksek Ben'inizle bağlantı kurduğunuzda, ruhsal kalp merkezinizle uyum içine girmiş, merkezi güç kaynağıyla temas kurmuş olursunuz:. Kararlar vermek, eyleme geçmek, değişmek için bu merkez tarafından harekete geçirildiğinizde ışıkta iş görüyorsunuz demektir. Yüksek ben sizin kişisel dostunuz, içinizdeki rehber, kalp merkezinizdir; en iyi ve gerçek duygularınızla aranızdaki bağdır. Onu dinler, ona tamamen güvenir ve bu güvene göre hareket ederseniz çatışmalar çözümlenebilir ya da yatışırlar.
Bu kalp merkezinden yoksun kalmak ya da bu merkeze önem vermemek çatışmayı yoğunlaştırmak demektir ki bu da kendimizle öylesine uyumsuz hale gelmemize ya da içimizdeki Tanrı'nın sağladığı rahatlıktan yoksun kalmamıza neden olur ki şortunda sözcüğün ifade ettiği gibi rahatsız oluruz. Çoğumuz bu tanrı vergisi güçten habersizizdir ya da ona önem vermeyiz veya onu tamamen inanılmaz buluruz. Bunun yerine onu, başkalarıyla ilişkilerimizde ya da toplumdaki konumumuzda ararız. Acaba Joe veya Mack ya da Sheila veya patron benim için ne düşünüyor?
 
Kendimizi sürekli başkalarının gözünde ararız. Ama, asıl sorulması gereken soru, ‘Ben kendi hakkımda ne düşünüyorum?’ dur. Her zaman varlığımızın özü tek gerçek hakem, tek söz sahibi, değerlerimizin tek yaratıcısı olmalıdır.Yüksek ben, içimizde bulunan o yücelik, kim olduğumuza, nasıl biri olduğumuza karar veren gerçek yargıçtır.
Öyleyse, Yüksek Ben'inizle bağlantı kurarak içinizi görebilir ve onun rehberliğine güvenerek hayatınızın her alanında doğru yolu bulabilirsiniz.
Beni üzen ne olursa olsun -ister işle ilgili bir sorun ya da bir ilişkide yaşanan sarsıntı olsun- meditasyona dalar ve Yüksek Ben'in kendini açığa vurmasını beklerim; sonra onunla gerçek bir tartışmayı sürdürür ve söylediklerini her zaman kabullenirim; çünkü beni asla yanlışa sevk etmeyeceğini bilirim. Böyle olduğunu bilirim, çünkü onun önerileri ve fikirleri daima sevgi doludur. Eğer öyle değilse, o zaman Yüksek Ben'imle değil, negatif benle (ego) bağlantı kurmuşum demektir. Yüksek Ben'den gelen talimatlar, tam anlamıyla uyumlu sevgi ve ışık enerjisine akortludurlar.
 
Aşırı gerilim, acı ve derin bir çatışma hissettiğimde, kendi içime, meditatif bir boşluğa girer ve ‘Kendimle ilgili unuttuğum şey nedir?’ diye sorarım. Meditasyon kendi iç gücünüzle yeniden birleşme, gerçekten kim olduğunuzu yeniden doğrulama biçimidir.
 
Meditasyonun günlük bir alıştırma haline gelmesi onun artık kolay olmasını gerektirmez; ama ritüellerden, tüm dikkatin bir noktada yoğunlaştırılmasından kaynaklanan o rahatlatıcı sükûnet ve dinginlik giderek daha çekici hale gelir. Meditasyon müthiş bir iç rahatlaması , yardım, çare haline gelir. Giderek yüksek bilincimizi daha yakından tanır ve kabulleniriz. Yüksek yetenek ve güçlerimizi daha iyi tanıdığımızda, onlar bize, kendi hayatımızla ve hayatımızın daha yüksek amacıyla ne yaptığımızla bağıntılı olarak hizmet ederler; çünkü onlar bizi kendi yüksek uyumumuza bağlarlar
 
Yüksek Ben, ruhumuz, İlahi kıvılcımın kişiselleştirilmiş yansıması olduğundan, sevgiyi kalbimizde hissettiğimizde, sevgiyi bir merkezde toplanmış Tanrı yerimizden duyuyoruz demektir. Elbette, Yüksek Ben, ruh bir yerde oturmaz -o nüfuz eder: O düşüncedir, enerjidir, histir. O ruhtur ve onun doğal unsuru eteriktir -ruh gibi incedir.

Yüksek Ben'in bir parçası olduğu evrensel enerji daima var olmuştur, bu yüzden, bilinçli zihin kendini güya ‘incelediğinde’ kaçınılmaz olarak ruhun deneyimiyle temas edecektir; bu da, bizler esasen ölümsüz ruhsal varlıklar olduğumuzdan, kendimizle ilgili belleği, anıları harekete geçirecektir. Bu yüzden, insanın kendini-idrak etmesi, Tanrıyı-idrak etmesidir. Yüksek Ben'inizi daha iyi tanımanız Tanrı'yı da gerçekten daha iyi tanımanız anlamına gelir. Bu içsel bilgi, hayatla, ışıkla, sevgiyle parlar.
 
Dr. Sigmund Freud'un bilinçaltını yorumlama olasılığını araştırarak ortaya koyduğu çalışma toplumda büyük bir değişim (dönüşüm) yaratmıştı. Freud, hayatının son döneminde, bilinçaltının bile ötesinde bir şeyin gerçekten var olup olmadığını sorgulamaya başlamıştı. Bugün süper bilinç (veya süper bilinçli zihin) olarak adlandırdığımız şeye sahip olup olmadığımızı araştırmaya girişmiş ve sonunda, ‘Eğer yeniden başlamam mümkün olsaydı bu kez bir parapsikolog olurdum’ demişti. freud, bu hepimizde bulunan süperbilinçli zihnin evrensel bilince akortlu olup olmadığını ve onun her nasılsa, İlahi Komedi'de oynadığımız rollerin uyumuyla yankılanıp yankılanmadığını merak etmişti.
 
Yakın arkadaşlarımdan bazı konularda bana yol göstermelerini istediğim gibi, içime yöneldiğimde de iletişim ve rehberlik ararım. Sorular sormaktan, fikirlerimle, gelişimimle ilgili algılarımı kontrol etmekten ve genel olarak ‘kendim’den daha ileri olarak algıladığım biriyle ya da bir şeyle dostça bir alışverişte bulunmaktan hoşlanırım.
 
Her birimiz gerçeği ne olarak düşünüyorsak, bununla ilgili algılarımızı ve anlayışımızı kişiselleştirdik. Her birimiz Tanrı'yı ve içimizde yatan neyse onu algılayışımızı kişiselleştirdik. Zaten, eğer, kişiselleştirmesek, bu ‘içimizdeki Alem’ gerçeği, karşı konulamaz güçte, soyut ve iletişim kurulamaz bir kavram haline gelir.
 
Böylece, içimize yönelip de ruhsal gücümüzle uyum sağladığımızda, daha önce sözünü ettiğim o İlahi kıvılcımla, Yüksek Ben'le ilişkiye gireriz. Bazıları onu İlahi Ruh, İlahi Merkez, İçimizdeki Tanrı, Tanrı'yla aramızdaki ortak yüzey olarak adlandırır... kim nasıl adlandırırsa adlandırsın, o içimizdeki Tanrı Kaynağı'nın kişiselleştirilmesidir.
 
Yüksek Ben'le ilk kez ilişki kurduğumda, o andan sonra bu dünyadaki amacıma daha çok yaklaşıp onu başkalarının amaçlarına da uydurabileceğimi fark ettim. Daha ötesi, Dünyada herkesin önemli bir amacı olduğunu derin bir biçimde fark etmiştim. Yaşayan herkesin kendi nedenlerinden ötürü bu bedenlenme deneyimini geçirdiğini ve her bir kişinin bir diğeri kadar önemli olduğunu ve her birimizin sandığımızdan çok daha önemli olduğumuzu bu kez tam anlamıyla idrak etmiştim.
 
Aslında, birçok düzeyde, her birimizin yüce evrensel zekanın bir yüzü olduğumuzu, her birimizin hayat bilmecesinde (puzzle) çok derin ve önemli bir rol oynadığımızı da fark ettim. Bundan dolayı, herkesi eşit olarak kabul etmek, kısmen, kendi bilmecemin parçalarını biraz daha birleştirebilmemin sırrını oluşturuyordu.
 
Her nasılsa, tasavvur edilen düzende, bu planda önemli olduğumu, tek tek her ruhun aynı öneme sahip olduğunu bir düzeyde hissetmiştim; ama kendime böyle yüksek bir değer biçmekte zorlanıyordum. Aslında, Tanrı Kaynağı'na bağlı olduğumu hissettiğimi bile söyleyemiyordum. ‘Ben Tanrı' ya bağlıyım, Tanrı benim içimde, bundan dolayı da ben Tanrı'nın bir parçasıyım’ dediğimde kendimi kibirli ve küstah hissediyordum. bu sözcükleri yüksek sesle söylemeden önce çevrede kimse var mı diye bakıyordum. Ama, Yüksek Ben'le bağlantı kurduğumda, birden içimdeki
Tanrı Kaynağı ile aramdaki kişiselleştirilmiş ortak yüzeye temas etmiş oldum ve bu deneyim hayatımı değiştirdi.
 
Yüksek Ben birçok farklı şekilde algılanabilir. Bazıları onu bir biçim (form) olarak görürler. Bazıları onu işitirler. Yine, bazıları onu öylesine güçlü bir biçimde hissederler ki Yüksek Ben o zaman onlarla duygu yoluyla iletişim kurar. Ben çoğunlukla onu görür ve işitirim. Benimki çoğunlukla bir insan biçimindedir (çok uzun boylu, hem erkek hem de dişi görünümlü bir varlık) ama bazen onu yalnızca ses olarak duyarım. İnsanlar Yüksek Ben'lerini kişiler,, hayvanlar, ışık şekilleri, geometrik desenler v.b. olarak görürler.
 
Tanıdığım birinin Yüksek Ben'le bağlantı kurması, hayatının en etkileyici olayı olmuştu; çünkü Yüksek Ben çok güzel beyaz bir tüy biçiminde gelmişti! Kendini ne olarak gösterirse göstersin, Yüksek Ben, Tanrı Kaynağı anlayışıyla kendini ifade etmekte hiç güçlük çekmez; çünkü
Yüksek Ben, Tanrı enerjisiyle bizim aramızdaki bağ ve onun yansımasıdır:
O uyumlu, güzel, huzur dolu, etkili ve hakimdir. Bu bağlantı, bu birleşme gerçekleştiğinde, bundan kaynaklanan içsel sükûnet bedensel olarak hissedilebilir. Ona güvenebileceğinizi bilirsiniz. Onun o güne  varlığını sezdiğiniz ama buna inanmayı saçma bulduğunuz içsel rehberiniz olduğunu bilirsiniz. Yüksek Ben'inizle en sonunda uyum içine girdiğinizde, daima sizinle olan o yol gösterici ışığı ve arkadaşı -sizi sonsuza dek koşulsuzca sevecek olan ve sizi tümüyle anlayan o rehberi- bulmuş olursunuz. O, Kaynak'ın uyumunu yansıttığından, mutlu, sevgi ve huzur doludur. Kuşkucu kişiler bu sözleri aşırı duygusal diye nitelendirebilirler.
 
Onlara şöyle karşılık vereceğim: Daha iyi hayatlar, daha sevgi dolu ilişkiler, başarılı ve anlamlı işler ve barış içinde bir dünya yaratmak için bazılarına aşırı duygusal görünmeye değer.
 
Mucize olan şu ki, Yüksek Ben onu tanısak da tanımasak da daima tanınmaya hazır ve açıktır. Asıl, bilinçli zihnimiz kendi ruhsal kaynağından daima habersizdir. Ve biz farkında olduğumuz şeylerin toplamıyız, neyin farkındaysak oyuz. Bilinçli farkındalığımızı genişlettikçe daha gelişkin ve açık varlıklar oluruz. Dar kafalı olmak, bilinci sınırlamak demektir. Bilinci sınırlamak ise Tanrı Kaynağı'nın daima genişleyen ve ifade eden kıvılcımı olarak kendi potansiyelimizi sınırlamak demektir. İşe, içimizdeki Yüksek
Benin Tanrı enerjisiyle aramızda uyum sağlayarak başlarız. Her dışsal değişim içsel bir değişimle başlar. Bilinçli zihin Yüksek Benin farkına vardığında bir uyanış ve hızlandırma gerçekleşir. Bu uyanış ve hızlandırma yalnızca bilinçli zihinde değil, bedende de hissedilir.
 
Bu uyanış ve hızlandırma, ilham bulduğumuzda ya da aklımıza iyi bir fikir geldiğinde veya sevgi hissettiğimizde olduğu gibi canlandırıcıdır. Bu bir uyanış ve hızlandırmadır, çünkü bizler ruhsal olumluluğun dipsiz kaynağıyla temastayızdır. Bu fiziksel bir şey değildir, ama bizi fiziksel olarak etkiler ve değiştirir. O maddi boyutun ötesindedir ama yine de orada olduğunu biliriz. O metafizikseldir.
 
Onu bir çeşit kuvvetli, canlı, dinç bir iyilik hali olarak hissederim. Yüksek Ben'le ilk kez bağlantı kurduğumda, sevgi duygularıyla dolup taşmıştım. New Mexico'lu spiritüel bir akupunkturcu olan Chris Griscom ile çalışıyordum. Tamamen gevşemiş halde masaya uzanmış, zihnimde art arda bazı görüntülerin ortaya çıkmasına izin veriyordum. Bu daha çok, zihin perdesinde, çok uzun zamandır unutulmuş filmler-* den bir dizi seçme parça izlemeye benziyordu. Bir süre her şeyi benim oluşturduğumu -izlediğim görüntüleri benim yarattığımı- düşündüm. Ama bunları nasıl ve neden yarattığımı, örneğin bir adamın (bir zamanlar birlikte çalıştığım bir aktör) süfauğü bir at arabasının ezdiği küçük bir çocuk (ben)'la ilgili görüntüleri neden yarattığımı bilmiyordum. İzlediğim görüntülerin mantığını her sorgulayısımda film gözden kayboluyordu. Tüm amacım kendi varlığımın içselliğini deneyimlemek olduğundan, çabucak, kendi içimde görmekte olduklarımı sorgulayarak, yalanlayarak ve bunlardan kuşku duyarak boşa zaman ve enerji harcadığım' sonucuna vardım.
 
Böylece, görüntülerin yargısızca göz önüne serilmelerine izin verdim.
 
Ancak geçmiş yaşamlarımdan bir dizi sahne olarak tanımlayabileceğim, birbirini hızla takip eden görüntülerden sonra içsel sahnelerin yavaşladığını ve altın-bakır renkli bir örtüye sarınmış birine benzer bir şeyin varlığımın merkezinde belirdiğini gördüm.
 
Bu görüntü soluğumu kesmişti. Hiçbir şey söylemedim. Ancak hemen ardından Chris de kendi içimde gördüğüm bu şeyi bana aynen tarif etti! Bu, iç boşluğumun merkezinde sessizce dikilerek bana mutlak bir sevgiyle bakan güçlü bir formdu! Bu çok uzun boylu, uzun kolları olan hem erkek hem de dişi görünümlü bir şekildi ve gördüğüm en şefkatli yüze sahipti.
 
Saçları kızılımsı altın sarışıydı, çehresi ise bir kartalı andırıyordu.
Bu görüntü beni kollarını kaldırarak ve gülümseyerek karşıladı ve kendini tanıtmak istercesine, ‘Ben gerçek Sen' im!’ dedi. Bu sözcükleri kalbimin ta içinde duydum ve doğru olduklarını hissettim. Doğru olduklarını biliyordum. Bana kendimle ilgili, her zaman bilmek istediğim şeyler söyleyen bu varlıkla içsel bir konuşmaya girişirken gözyaşlarını yanaklarımdan aşağı süzülüyordu. Ona insanlar, evliliğim, ailem (evvelce benimle nasıl bir bağları olduğu) mesleki çalışmalarımdan neler bekleyebileceğim v.b. hakkında sorular sordum. Bunun, gerçeğin kişinin içinde değil yalnızca dışında var olabileceğine inanan birine nasıl akıl almaz göründüğünü biliyorum. Ama inanın bana, kendi içsel gerçeğinize girmenin tadını bir kez tattığınızda, kendinize ve yaşama bakışınız önemli ölçüde değişir.
 
Yüksek Ben'le bağlantı kurmak beni değiştirdi. O zaman, varlığımı böylesine unutulmaz bir biçimde dalgalandıran değişim rüzgarlarının, sonunda iç varlığımın öylesine ulu, muhteşem ve heyecan verici bir şeye ayrılmaz biçimde bağlı olduğunu, bu yüzden de temelde asla yalnız ya da mutsuz olmayacağımı anlayabilmem için yalnızca yolu temizlediğimi bildim. Benim için hayatın en büyük hazlarından biri, bedene bağlı bilinçli zihnimle bedenin ötesindeki süper bilinçli zihnim arasındaki; ruhsal bilincimin hissettikleriyle onun maddesel olarak tezahür ettirebildikleri arasındaki uçuruma köprü kurma süreci olmuştur. Yüksek Ben'le bağlantı kurmak bu uçuruma köprü kurmama yardımcı oldu. O zaman, maddi bir boyutta yaptığım her şeyin önce ruhsal bir boyutta bir fikir olarak başladığını idrak ettim.  Yüksek Ben'le uyum sağlamam, kendi-farkındalığımın genişlemesine neden oldu; bu da otomatik olarak genişlemiş bir farkındalığa ve başkalarını daha iyi anlamama yol açtı.
 
Yüksek Ben'le temas kurmam, aynı zamanda, evrensel ruhla uyum içinde olma duygusu yarattı; bu da hepimizin bir olduğumuz kavramını daha keskin bir anlayışla hissetmemi sağladı.
 
Bu uçuruma köprü kurmak, hayatta yaptığım en önemli birleştirme olabilir; çünkü bu kendimi her şeyi yapabilecek güçte hissetmemi ve içinde yaşamayı seçmiş olduğum dış dünyayı algılayışımı değiştirmemi (dönüştürmemi) mümkün kılıyor. Kendimi algılayışımı genişleterek kendimi çaresiz bir kurban olarak hissetmekten kurtuldum ve kendimi dönüştürerek istediğim her şeyi dönüştürebileceğimi büyük bir derinlikle idrak ettim. Bu dönüşüm insanın içinde başlar.
 
Her gün bu; düzeyde ve bir biçimde kendime kim olduğumu ve nereden geldiğimi hatırlatmaya çalışırım. Bu gezegendeki tek tek her insanın bir ruha ve Yüksek Ben'e sahip olduğunu kendime hatırlatırım. Benim ve karşılaştığım herkesin bu dünya için gerçekten önemli olduğunu kendime hatırlatmaya çalışırım. Hepsinin içinde en temel hatırlatma ise şudur: Ben Tanrı'yla kişisel bağımı oluşturan İlahi bir rehber olarak iş gören, her şeyi bilen, zeki bir ruh enerjisine sahibim ve herkes buna sahip.
 
Belki de hayatta kalmamız bu gerçeğe -hepimizin, tüm hayata nüfuz eden evrensel Tanrı enerjisinin bir parçası olduğumuz ve her varlığın bu mucizenin daimi hale getirilmesine katılmaya hakkı olduğu gerçeğine- dalmaya bağlıdır.
 
Belki de çoğumuzun kişisel yaşamlarımızda kendimizi böylesine dertli ve rahatsız hissetmemizin nedeni bireysel İlahi süper bilincimizin enerjisine (Yüksek Ben'in enerjisine) bağlı olmamamızdır. Evrensel bilince bağlı olan süperbilinç, evrenin genişlemesine paralel olarak giderek hızlanmakta ve genişlemektedir. Bunu hissedebiliyorum. Hepimiz hissedebiliriz. Bilim, uzay/zaman'ın kendisinin genişlediğini söylüyor. Ama hepsi çok hızlı oluyormuş gibi görünüyor. Bu bağın farkında bile olmadığımız için bu genişleme hızının ritminin dışında kalıyoruz. Bu uyumun, sözün gelişi, bu eşzamanlılığın dışında olmak  çatışma ve kaos yaratır. Eğer bilinçli zihnimizi, hepimizde bulunan Yüksek Ben'in ve süper bilincin varlığına açarsak bizim ötemizde hızlandıklarını ve genişlediklerini hissettiğimiz evrensel enerjilerle daha uyum içinde akarız. Bu hıza ayak uyduramadığımızı hissettiğimiz için sık sık hayatımızın dinamiğinin kontrolden çıktığını hissediyoruz. Bu olduğunda da, kendimizi hiçbir şeyle başa çıkamayan çaresiz varlıklar olarak hissediyoruz.
 
Evet, içimizdeki süperbilincin farkına varamadığımız sürece, hayatımızın kontrolünü de elimizde tutamayacağız, çünkü biz geride kalsak da kalmasak da evrenin genişlemesi ve hatta zamanın kendisi bile hızlanacak.
 
Geçirilen deneyimlerin yoğunluğu da giderek artıyor. Daha önce insanın başına gelmesi birkaç ay alan şey şimdi birkaç gün içinde patlayıp çıkıyor. Duygusal öğrenme deneyimlerimiz öyle bir hızda oluşuyor ki, bazen bu bizi bir boşuna (yararsızlık) girdabına sokuyor. Böyle bir kavramla hiç karşılaşmadığı için birçok insan olumsuz bir olayı öğretici bir deneyim olarak göremiyor. Bunun yerine, kendilerini aldatılmış ve çaresiz hissetmeye devam ediyor, en sonunda da öğrenebilmek için kendilerine çektikleri durumlar ve olaylar yüzünden başkalarını suçluyorlar.
Böyle bir olumsuzluğun, insanın kendisini tanımak ve değerini bilmek için kendi içine yönelmesiyle düzeltilebileceğine inanıyorum. İnsanların içlerindeki gücü tanımalarına, kendilerini Tanrı'nın bir kıvılcımı olarak bilmelerine acil ihtiyaç var. Temelde herkes neden burada olduğunu, hangi dersleri öğrendiğini bilir. Temelde herkes kocasını, karısını, işini, patronunu neden seçtiğini bilir. Yaşadığı kenti ve ülkeyi neden seçtiğini bilir. Eğer Yüksek Ben'in yanıtlarını yeterince dikkatle dinlerse, sürdürdüğü hayatı neden seçtiğini ve bu hayata neyi başarmak için geldiğini duyar.
 
Eğer dinler, bağ kurar, akort olur ve uyum sağlarsa, en sonunda, gerçekten kim olduğu konusunda aydınlanır.
 
Kimse bu araştırmada yalnız değildir. İnsanlar bu konuda pek konuşmayabilirler, ama hemen herkes aynı soruyu sormaktadır: Kendi amacımla nasıl bağlantı kurabilirim? Burada anahtar sözcük bağlantıdır
 
-Yüksek Benle, Dünya ile, evrensel kaynakla- süper bilinçle bağlantı.
 
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:[email protected]


Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - -
SÜPER BİLİNÇ VE YÜKSEK BEN başlıklı  tarafından yazılan yazı 3505 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu