• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

AZİM

AZİM
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Memleketin ufuklarını saran ümitsizlik bulutlarını gördükçe, Sadi'nin bir hikâyesini hatırlarım. Çünkü o hikâye tam da bizim acı gerçeklerimizi yansıtıyor. Biz atalarımızın azmini geride bıraktık. Sadi'nin kahramanı ise bize lazım olan hakikati ne güzel anlatır:
‘Vaktiyle beş on kafile birleşip çöl yolculuğuna çıkmıştık. Bütün gün doğru dürüst dinlenmeden aralıksız yol aldık. Nihayet akşam olunca bu uzun yolun durağına geldik. Bir geçitte konaklamak için durduk; develerden yükler indiriliyor, kimisi ateş yakıyor, kimisi yemek telaşıyla bir şeyler hazırlıyordu. Ben de yükümü indirmiş, yere çömelen deveme yaslanıp dinlenmeye durmuştum. Çok geçmedi, karşıdan bize doğru gelen bir adamı fark ettim. Adam tek başınaydı, yaklaştıkça telaş içinde olduğu anlaşılıyordu. Meğer bir kafilede oğluyla birlikte yol alırken, çocuğunun kaybolduğunun farkına varmış. Ve hemen geri dönmüş, gelip geçtiği yollarda evladını aramaya başlamış.
-    İki gündür çöldeyim, ne kadar kervana, çadıra rastladımsa yavrumu sordum, ne gören var, ne de onunla ilgili bir iz, dedi.
Adam günlerdir bir iz bulacağım diye çöllerde gezinmekten perişan düşmüştü. Ama vazgeçecek gibi görünmüyordu. Yolunun üzerinde bir taş görse oğluna yordu, çölde bir kervanla karşılaşsa 'buldum' diye ümide kapıldı ama boşuna] Yine de o:
-    Çölde ölürüm fakat ümidimi kaybetmem, oğlumu aramaktan vazgeçmem, dedi. Sonunda yanımızdan ayrıldı, gitti. Ardından bakarken 'Zavallı baba' dedim, 'Nerden bulacaksın onu! Kim bilir başına ne gelmiştir? Çölde olsaydı, çoktan bulunurdu. Bir çocuk çölde ne kadar ilerleyebilir ki?'
O gece uykuya dalana kadar zavallı adamın karşı karşıya kaldığı çaresizliği ve onun azmini düşündüm. Ertesi sabah yola çıkarken adamı unutmuştum. O gün henüz öğle vaktine girmeden ilerlediğimiz yol üzerinde iki insan karaltısı fark edince garip bir şekilde hemen o adamı hatırladım. Yanılmamışım o iki karaltı, adam ve aradığı yavrusundan başkası değildi. Gördüm ki devenin sırtında dahi yavrusunun elinden tutmuş, sevinçle bize doğru geliyor.
Yanımıza gelince o da bizi hatırladı. Gözlerinden mutluluk akarak:
-    Çocuğumu buldum... (Buna kendisi bile inanamıyor gibiydi.) Buldum onu sonunda... Onu nasıl aradım bilseniz... Karşımda ne görsem o dedim. Geçip gitmedim asla. Tahminimi binlerce hayal aldatsa, binlerce serap gözümü yanıltsa da, azmimde gevşeklik göstermedim, bir an bile ümidimi yitirmedim... Mademki dünyadadır er ya da geç bulacaktım. Kumlan yüzüp karanlığın derinliklerine daldım; hep canımı diri tuttum... Ne yoruldum, ne bunaldım. Allah'ın yardımı lütfunu gösterdi en sonunda. Bir yerde baktım, gözümün nuru evladım karşımda.
İşte bu küçük hikâye, çok önemli bir hakikati, irfan dolu bir yolu gösteriyor bize. Allah'ın yardımı, insanın araştırmasına, çalışmasına, ümidine bağlıdır. Gaye, azim ve araştırmayla birlikte bulunsun da, ne mümkün, Allah'ın yardımı yetişmesin sonunda! Şu çaresiz baba, ken' dini ümitsizliğe mahkûm ederek oğlunu aramaktan vazgeçseydi, bula-bilir miydi? Elbette evlat canından,_baba da cananından olurdu!’
Gençler! Başarı yolundaki engeller belli, nasıl aşılacağı da belli. Hangi konulardan soruların çıkacağı belli olduğuna göre niçin ümit' sizliğe düşüp de 'Kazanamam' diyoruz... Çocuğunu arayan babanın yarısı kadar soruları, konuları arasak hiç mesele kalmayacak her şey kendiliğinden hallolacaktır.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:[email protected]


Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - -
AZİM başlıklı  tarafından yazılan yazı 1897 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu