• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

ÖNYARGILARIN KAYNAKLARI NELERDİR?

ÖNYARGILARIN KAYNAKLARI NELERDİR?
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Önyargılarımızın birçoğu bilinçsiz olarak geçmiş deneyimlerimizden, başarılarımızdan ve başarısızlıklarımızdan, küçük düşürülmemizden ve göklere çıkarılmamızdan ve diğer insanlar ile olan ilişkilerimizden kaynaklanır. Bu tür inançların kökü ilk çocukluk dönemlerimize kadar uzanır ve etkisi bir ömür boyu sürer.

Örneğin kendinizi 'matematiksel düşünceden yoksun' görüyorsanız bütün, davranışlarınız bu kişisel algılamaya uygun olacaktır. Bu imajla çatışan olaylar -örneğin 'sayılarla arasının iyi olmadığını' söyleyen biri matematik testinden yüksek not alırsa- genellikle çok farklı bir şekilde açıklanacaktır. İnsan beyni uyumsuzluklara karşı direnir. Bu sebeple de düşünceler ve aksiyonlar birbirlerine yönelir. 'Ben size söylemiştim... bu sadece bir şans.' şeklindeki bir sözde müthiş bir uyum vardır.
Kendi kendinize yaptığınız listedeki negatif önyargıların kaç tanesinin -belki genetik zayıflıklar dolayısıyla- değiştirilemez olduğunu sorun. Belki birkaç tanesi belki de hiçbiri. Onların kaynaklarını bulabilir misiniz? Şu anda kendinizde olduğunu varsaydığınız her önyargının mantıklı, gerçek bir sebebi var mı?. Birçoğunun sanırım olmayacak. Bir örnek olarak işini oldukça seven ve kariyerinde başarılı olan Mandy'yi ele alalım.
İnsan zihni için zaman saatini otuz beş yıl önceye kurmak zor değildir. Mandy merdivenlerde oynuyor. Annesinin komşuyla oturma odasında yüksek sesle konuştuğunu işitiyor: 'Fakat Benjamin parlak biri...'
 
Benjamin onun ağabeyidir. O anda zihni her şeye açık olan Mandy'nin beynine küçük bir tohum atıldı. Birkaç gün sonra okulda bir şeyi yanlış yaptı. Bundan sonraki hafta birisi ona 'aptal' dedi. Tesadüfen ardarda gelen birkaç başarısızlık Mandy'nin genç beynine kazınan mesajı güçlendirdi. Ailesi de masumca birkaç şeyle bunu destekledi. Böylece şablon tamamlanmış oldu. Hemen ertesinde gerçekten okul çalışmalarında zorlanıyordu ve küçük Mandy bunu anlayabilirdi. Ağabeyi Benjamin kadar parlak bir çocuk değildi. O günlerde Mandy kendine hemen 'Ben akademik biri olamam. Öğrenmekte oldukça yavaşım.' demeye hazırdı. Bu basit gibi görünen öz güvensizlik bilinçsizce ve güçlü bir şekilde Mandy'nin hayatını büyük oranda etkiledi. Bu an her zaman çocukluk yıllarında saldırıya maruz kaldığı ve hep o vakte geri dönülen şanssız bir olay olarak kaldı. Şans eseri olarak bu onda, başarmak konusunda ve öz saygısı açısından hep bir pozitif önyargı olarak kaldı. Fakat genç beyin doğru ve yalan arasındaki farkı anlamayabilirdi.
 
Takıntılarımızın kaynağı genellikle ilk çocukluk yıllarımızdadır. Bu sebeple pozitif varsayımlar ve rüyalar birçok başarılı insanda görülür. Conrad, Hilton Otellerinin şöhreti 'otelde çocuk gibi oynamakta' gösterdikleri rahatlıktadır. Napoleon gerçek bir savaşa katılmadan önce yıllarca askercilik çalışmaları yaptı. Dört yüz sayfalık notlarında, kendini bir kumandan olarak hayal ettiğini yazıyor ve '... Corsica'nın nerelerinde savunmalar yapabileceğimi gösteren haritalar çizdim ve matematiksel hassaslıkta hesaplar yapıyordum.'
 
Fakat birçoğumuzun ilk çocuklukta karşılaştığımız şeyler bizi negatif etkiler. En son çocukluk hayallerinin parçalandığı anı kesin olarak belirlemek için yapılan bir konferansa katıldım. Arabanın döndüğü ve amcasının ona 'Rugbide senin bir geleceğin olamaz. O senin içinde yok.' dediği yeri net bir şekilde hatırladı. Aynı zamanda spordan hoşlanan biri olarak tüm öz güveninin o noktada yıkıldığını ve anlaşılabilir bir içerleme hissettiğini hatırlayabildi. Bu hikayenin alışılmadık tek yönü, negatif önyargısının kaynağını kesin olarak belirleyebilmesi ve bunun ne kadar mantıksız olduğunun farkında olmasıydı. Birçoğumuz hayatımızda baskın olan negatif önyargılarımızın, değerlerimizin ve alışkanlıklarımızın doğasından ve nerelere kadar uzandığından haberdar değilizdir. Sadece kesin başlangıcını bilebiliriz.
 
Asla, erken dönemlerde oluşan bir inancın gücünü küçümsemeyin. Daha küçük bir çocukken ablam bana mukavvadan yapılmış tuşların üzerinde piyano çalmasını öğretiyordu. Asla gerçek piyanoya dokunmamıştım.
 
Hiçbir şey çalamazdım. Yanlış bir nota çalamazdım! Unutamayacağım bir gündü, ışıklar saçan gerçek piyanom getirildi. Mukavva piyanomdan bildiğim bütün melodileri çalmak için gerçek piyanoma doğru ilerledim. Fakat aylarca müthiş repertuarımı hısım akrabayı eğlendirmek için çalmak zorunda kaldım ve bu gün sadece melodileri aklımdan geçirerek çalmaya devam ediyorum.
 
Söylemem gereken ilk şey piyano çalabileceğime inanıyorum demek olmalıydı. Ve neden olmasın? Onu aylardır mukavvadan tuşlarda denememiş miydim? Benim bir piyanist olarak öz güven ölçüm Beethoven veya Liszt'in seviyesindeydi. Daha da fazlası uzun saatler boyunca başarısızlık için değil, başarı için çalışmıştım. Zihinsel olarak beni pes ettirebilecek bir başarısızlık tanımıyordum. Böylece piyano çaldığımda öz güvenim başarılı bir sanatçı, girişimci, yönetici veya spor yıldızınınki kadar yüksekti. Oradaki gerçek yanlış ise piyano çalmayı ilk denediğimde birçok insanın orada hazır bulunmuş olması ve "Bu bana benzemiyor" diye anormal algılanmam ve başarının "Bu bana benziyor" diye normal karşılanmasıydı. Bunlar sağlıklı bir öz güvenin göstergeleriydi. "Başaramadım" demek "Ben başarısız biriyim" demek değildir. Psikolojik engeller aşıldığı zaman öğrenme ve başarma daireleri birbirini hızla takip eder. Böylece negatif önyargılarımızın kaynaklarını kabul ettiğimizde onların mantıksız olduğunu görmemiz de kolaylaşacaktır. Mantıksız olsun veya olmasın bu önyargılarımız değişmelidir.
 
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:[email protected]

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - -
ÖNYARGILARIN KAYNAKLARI NELERDİR? başlıklı  tarafından yazılan yazı 3613 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu