• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

Zevkleri Paylaşmak

Zevkleri Paylaşmak
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Kocanızın Zevklerini Paylaşmasını Bilin. Bir ekmek parçasını, bir masayı ya da bir düşünceyi paylaşmak, insanları birbirine daha çok yakınlaştırır. Sevdiklerimizin özel ilgilerini, eğlencelerini, meraklarını paylaşmak, insanî en büyük üstünlüklerimizden birisidir.
Arkadaşlığın temel faktörleri nelerdir?
Ortak arkadaşlar, ortak ilgiler, ortak idealler gibi insanları biraraya getiren benzerlikler değil mi? Demek ki, ana unsur ortak özelliklerdir.
Şimdi, günlük hayattan örnekler vererek bu konuyu birlikte inceleyelim. İlk olarak, isterseniz ünlü bir çifti ele alalım. Arthur Murray ve karısı Kathryn... Her ikisi de pekçok öğrenci yetiştirmiş öğretmendirler. Yirmi sekiz yıl önce evlenerek, birlikte hocalık yaptılar ve bugüne geldiler.
"Karı-koca olarak özel hayatınızla iş hayatınızı ayırdetmeyi zor bulmuyor musunuz?" şeklindeki soruma karşılık bana,: "Belki, biraz daha fazla gayret göstermem gerekiyor; ancak, hiç de zor bulmuyorum. Daima şık, güzel giyinmeye gayret ederim. Kocama karşı uyumlu, temiz, adetâ çiçek gibi giyinmek çok hoşuma gider. Ona karşı bakımlı olmaktan zevk alırım. Özel zevklerimizi paylaşmasını biliyoruz. Her ikimiz de yüzmeyi ve tenisi severiz. Tatillerimizde bu sporları yapma fırsatlarını kaçırmayız. Özel havuzlara giderek birlikte, baş-başa yüzebilmenin keyfini çıkartırız. Güneşli bir günde, yemyeşil çimenlerin üzerinde mis gibi çiçeklerin kokuları arasında tenis oynayabilmek, bahçemizin bize sunduğu bir başka neşemizdir. Tüm bu güzellikleri paylaşmak bizi birbirimize daha çok yakınlaştırıyor, daha çok birlikte olma imkânı bularak birlikte eğlenip mutlu oluyoruz" diye cevap verdi.
İşte bu, ortak paylaşımlar hayatın monotonluğunu giderirler. Kocalarının hoşlarına giden şeyleri keşfederek zevklerini onunla paylaşmasını bilen bir eş, kocasının daima kendisinin arkadaşlığını arayacağı kadındır.
C. Steinmetz bir yazısında:
"Başarılı bir evlilikte, kocanızın zevklerine uyabilmeniz, huylarınızdaki benzerlikten daha önemlidir" der.
Eski Nil Nehri'nin meşhur dilberi Kleopatra, insanları idare etmekte pek ustaydı. Plutarck, onun karşısındakinin zevklerini paylaşmasını çok iyi bildiğini anlatır. Kendisine vergi veren her kabilenin dilini ve şivesini bilirmiş. Herhangi bir taraftan delege geldiği zaman tercüman kullanmaz, onlara kendi lisanları ile hitap ederek kalplerini fethedermiş.
Kocası Antuan balık avlamasını severdi. Lüks düşkünü Kleopatra, o balığa çıktığı zaman her türlü merasimi bir tarafa atarak tıpış tıpış onun arkasından giderdi.
Bir keresinde Antuan, saatlerce balık tutamamıştı. Kleopatra, o görmeden hemen kölelerinden birini suya daldırarak şaka olsun diye oltasına kocaman bir balık taktırmıştı. Sanırım işin esprisini anladınız.
Golfun dul bıraktığı iki kadın tanırım. Kocaları her hafta sonu golf oynamak için gittiğinde devamlı olarak hallerinden şikâyet ederlerdi. Halbuki onlar da kalkıp gitselerdi ne olurdu?
Leon Schoonmaker iyi bir inşaat mühendisiydi. New York'un en büyük bulvar ve köprülerini o yapmıştır. Aynı zamanda da mükemmel bir atlet ve golf şampiyonuydu. Eskrimde de birkaç kere olimpiyatlara katılmıştır.
Evlendiklerinde karısı, kocasının işinin tekniğinden tamamıyla habersizdi. Onun meşgul olduğu sporlar hakkında da fazla bir bilgisi yoktu. Kocası ile geçinmeyi gönülden istediği için ona uymasını bildi. Golf öğrendi. Kadınlararası eskrim şampiyonu oldu. Hatta olimpiyatlara bile katıldı. Şayet kocasının ilgilerini, zevklerini paylaşmamış olsaydı, çok geçmeden yalnız kalarak, halinden şikâyete başlayacaktı.
Ünlü yazar Edgar Wallace'ı hepimiz tanırız. Çok çalışkan bir adamdı. En büyük zevki at yarışlarıydı. Gel gelelim ki, karısının bu spora karşı bir merakı yoktu. Ama, kocasını da yalnız başına bırakmak istemiyordu. Sonuçta o da kocasıyla beraber yarışlara gitmekle onun zevklerini paylaşmayı öğrendi.
Böyle kadınlar nadiren ihmal edilirler. Kocanız sizi bırakıp mutluluğu başka yerde mi arıyor? Belki kocanız tedavisi mümkün olmayan bir bencildir. Belki de siz onu mesut etme çarelerini denememişsinizdir.
Bayan Francis Shortt, evlilikte aradığı mutluluğu bulamamıştı. Kocası, evlendikten sonra da bekârlık alışkanlıklarını devam ettirerek, akşamları arkadaşları ile eğlenmeye çıkıyordu. Halbuki kadıncağız kocasının evde olmasını ne kadar istiyordu! Bu durum karşısında ne ağlıyor ne de ihmal edildiğinden şikâyet ediyordu. Sadece sabretmekle yetiniyordu. Fakat bir yandan da kocasının sevdiği, hoşlandığı şeyleri inceliyordu.
Kocası satranç oynamayı seviyordu. Çok da ustaca oynuyordu. Kadıncağız ne yapıp etti, kocasından bu oyunu öğrendi. Hem de bu oyunda ona çetin bir rakip oldu. Artık çoğu zaman birlikte evlerinde satranç oynuyorlar, birlikte bu oyunun tadını çıkarıyorlardı. Kocası toplantıları da seviyordu. Bu defa sıra eve çekidüzen vermeye gelmişti. Kısa bir zaman sonra kocası arkadaşlarını gururla evine davet etmeye başladı.
Bu çift kırk yıldır hâlâ evliler. Evliliklerinin ilk. günlerinin dışında Bay Shortt bir kerecik olsun evinden dışarıda eğlenme ihtiyacı hissetmemiştir. Bu sefer onu dışarıya sürükleyemediği için karısı şikâyetçidir.
Başlangıçta kocası, evli olduğunu unutma hatasına düşmüştür. Ne var ki, karısı kısa sürede bunu gidererek mutluluğun kapısını aralayabilmiştir. Siz de deneyin. Kimbilir, belki de mutluluğa ermenizin anahtarı budur.
 DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:[email protected]


Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - -
Zevkleri Paylaşmak başlıklı  tarafından yazılan yazı 1839 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu