• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

NLP Ve Çapa

 NLP Ve Çapa
NLP
Share on Tumblr

Sıkışık mı sıkışık bir trafikte iş randevunuza yetişmeye çalışıyorsunuz. Bir taraftan yeterince hazırlanmadığınız için bu buluşmanın nasıl geçeceğinin stresini yaşıyorsunuz. Diğer taraftan geç kalacağınız endişesini duyuyorsunuz. Tam o sırada radyoda "bizim şarkımız" dediğiniz bir şarkı çalmaya başlıyor. Birden gevşediğinizi hissediyorsunuz. Gözünüzün önünde sevdiğiniz kişi canlanıyor. Yüzünüzü bir tebessüm kaplıyor.

Yüzünüzde mutlu bir tebessüm, hülyalara dalmışken mavi-kırmızı ışıklı bir arabanın tam arkanızda olduğunu dikiz aynasından görüyorsunuz. Aniden içinizi sıkıntı kaplıyor çünkü ruhsatınızı evde unuttuğunuz aklınıza geliyor. Panikleyerek arabayı sağa çekmeye hazırlanırken, arkadaki polis arabasının sizden yol vermenizi istediğini fark ediyorsunuz.


Eliniz otomatikman sevgilinizin size şans getirsin diye verdiği arabanın aynasından sallanan Noel baba figürüne gidiyor. Rahatlıyorsunuz.

Çapalar iş başında, "bizim şarkımızı duymak sizi mutlu etti. Bu şarkıyı ilk dinlediğinizde bir dağ evinde şömine çıtır çıtır yanarken, siz karşısında sarmaş dolaş oturuyordunuz. O sırada radyoda bir şarkı çalıyordu. Siz müziğin ritmiyle dans etmeye başladınız ve bu şarkının sizin şarkınız, aşkınızın şarkısı olmasına karar verdiniz. Bu şarkıyı her dinlediğinizde içinizde benzer duygular canlanıyor."

Mavi- kırmızı ışıklı arabayı ilk arkanızda gördüğünüzde, hızlı gittiğiniz için ceza yemiştiniz. Hangi sürücü arkasında bu ışıkları gördüğünde olumsuz duygular yaşamaz ki?

Birçok insan kendisini nazardan koruyacağına inandığı mavi boncuğu üzerinde taşır.
Sporcular maça başlamadan önce kendilerine şans getireceğine inandığı bir takım objelere dokunur, sağ ayağıyla sahaya adım atar, belirli bazı sözleri kendine söyler ya da dua mırıldanır. O mavi kravat ya da yeşil fuların size şans getirdiğini bildiğiniz için önemli iş görüşmelerine onu takarak gidersiniz.

Ya biraz önce kavga ettiğiniz sevgiliniz, siz kavgayı biraz daha uzatarak haklı çıkmaya kararlıyken, size o yaramaz çocuk gülüşüyle göz kırptığında kavgayı sürdürmeye gücünüz kalır mı?

Tüm bu davranışlardaki ortak nokta geçmişteki bir deneyime dayanması ve sizin ruh halinizi anında değiştirebilmesidir. Mavi kravat ve yeşil fular size geçmişte yaşadığınız bir başarıyı çağrıştırır ve onu taktığınızda özgüveninizin arttığını hissedersiniz. Yaramaz çocuk gülüşlü sevgilinin bu gülüşünü ilk gördüğünüzde içinizde nasıl da sıcak duygular uyanmıştı. Hala da bir gülüş buzlan eritecek kadar sıcak.
NLP'de psikolojik bir durum yaratan uyarıcıya çapa denir.


Çapa, bir sembolün uyarıcı haline gelerek, belirli bir durumu ve tepkiyi tekrar tekrar yaratma halidir.

Uyarıcı - tepki durumu.

Çapalar yaşamımızın her anında, her yerde çoğu kez biz farkında bile olmadan bizim davranışlarımızı belirliyor. Kırmızı ışıkta otomatikman dururuz. Kahvenin kokusunu duyduğumuzda canımız birden kahve ister. Okulda zil çaldığında yerimizden fırlarız. Bir reklam müziğini duymak bize otomatikman o ürünü çağrıştırır. Reklamlar çapalarla doludur. Reklamın amacı zihnimizde ürünle ilgili bir çapa oluşturmaktır.
Bilinçaltımız adeta çapalar deposudur. Bu çapaların farkında olmadığımız için birçok değişimi yapmakta güçlük çekeriz. Salt irade, değişimimiz için yetmez. Çünkü bilinçaltı, bilinçle çatışma halinde olduğunda kazanan daima bilinçaltı olur. Evli bir kilolu kadın neden zayıflayamadığını bir türlü anlayamıyordu. Zayıflamak için her türlü yolu denediği halde belli bir kiloya indiğinde yeniden aşırı yemeye başlıyordu.
Kadın on dört yaşına kadar babasının cinsel taciziyle yaşamak zorunda kalmıştı. Altı yaşından beri süren bu ensest ilişkiden nefret ediyordu küçük kız. Ama on dört yaşına geldiğinde birden incecik bir genç kız olup çıktığında babası onu çok sıska bulduğunu söyleyerek aşağılamıştı ve onunla ensest ilişkiye son verip küçük kız kardeşe yönelmişti. Kız bir taraftan babasının tacizinden kurtulduğuna memnundu ama öte yandan da babası artık onu sevmiyor, kız kardeşini seviyordu. Zayıflığı babasının onu terk etmesine neden olmuştu. Bilinçaltında zayıflamak, erkekler tarafından terk edilmek olarak kayda geçmişti. Böyle bir çapa sonucu farkında bile olmadan zayıflarsa eşinin onu terk edeceği inancına sahipti. Eğitim sırasında bu inancın kilo vermesini sabote ettiği ortaya çıktığında çok şaşırdı. Bir NLP egzersiziyle onda yeni bir çapa oluşturduk. Kadın bir sene içinde istediği kiloya inmeyi başardı.


Bir başka çarpıcı çapa örneği de çapaların nasıl farkına varmadan hayatımızı, sağlığımızı etkilediği üzerine düşündürücüdür. Eğitime katılan bir genç kadın son zamanlarda kalp ağrıları çekiyordu. O yaşta kalp sorunu yaşaması için hiçbir açıklama getiremiyordu. Egzersiz sırasında birden, "Aman tanrım" diye bağırdı. Gözünün önünde hastalığının nedeni canlanmıştı. Buzdolabının kapağında manyetik kağıt tutucunun üzerindeki reklam, bir ilaç firmasının kalp ağrısı ilacına aitti. Kendisine hediye olarak verilen bu amblemi her buzdolabına gidişinde görüyordu. Bedeni bu ilaca ihtiyaç yaratacak durumu adım adım oluşturuyordu. O akşam manyetik kağıt tutucu çöpü boyladı. Daha sonra görüştüğümüzde kalp ağrılarından eser kalmadığını sevinçle grup arkadaşlarıyla paylaştı. Tüm katılımcıların kendilerine bir şekilde armağan olarak verilen ilaç markası amblemli kalem, takvim, bloknot vb. şeyleri de çöpe attığını söylememe gerek yok. Ben de evimde böyle bir kaleme sahiptim. Kalem güzel olduğu için atmak yerine amblemi asetonla çıkararak sorunu çözdüm.
 

Çapalar iki yolla oluşur:

1. Zihinsel Yol

2. Duygusal Yol

Zihinsel Yol


Duyularımızın belirli bir duyguyla bağlantısı olmaksızın oluşan çapalardır. Bir reklamı bin kere izlersek ya da işitirsek ürün zihnimizde çapa oluşturur. Bir reklamın ilk cümlesini duyduğumuzda gerisini getiririz. Marlboro sigarasının kırmızı üçgenini, McDonalds'ın altın renkli arkını gördüğümüzde markaları hemen tanırız. "Her gün her şekilde daha iyiye gidiyorum" türü cümleleri kendimize tekrarlayarak yaptığımız pozitif düşünme -afirmasyon (olumlama)- çalışmalarında aynı sözü her gün çok kez tekrarlamak önemlidir.


Günlük yaşamda tekrar tekrar gördüğümüz, işittiğimiz bir şey bir süre sonra belleğimize kazınır. Beynimiz günlük yaşamda uykuda olmadığımız anlarda saniyede 14 ve üstü frekansta Beta dalgaları yayar. Sol beyin ağırlıklı bu algılamaların bilinçli zihnimizde yerleşmesi için çok tekrarı gerekir. Koku ve tat du-yularıyla ilgili çapalar için görsel ve işitsel duyular kadar tekrar gerekmez. Çünkü koku ve tat ve dokunma duyularının merkezi farklıdır.


Bir pastanede yediğimiz leziz profiterolü, o pastanenin önünden geçerken yeniden hatırlamamız çok daha kolaydır. Oysa pastanenin adını tat bağlantısı olmadan hatırlamak tekrarı gerektirir. Bir şeyi yaparak öğrenmek, sadece görerek ya da dinleyerek öğrenmekten daha kolaydır. Daha az tekrarı gerektirir. Araba kullanmayı, bisiklete binmeyi öğrenmenizi hatırlayın.


Duygusal Yol


Bu yolla bazen tek bir çapa kalıcı olabilir. Duygusal yoğunluk yaşadığımız anlarda beş duyumuz her şey ile duygumuz arasında bağlantı kurar. Sürekli gördüğümüz ve reklamını işittiğimiz Mc Donalds'a gitmek için ikna olmamız belki bin kez tekrarı gerektirir. Ama hayatımızın aşkına bir Mc Donalds önünde rastlamışsak, bilinçaltımız bu iki olayı birbirine bağlar ve biz her Mc Donalds'm önünden geçişimizde nedense iyi duygular hissederiz. Ya da sevgilimiz bizden ayrılmak istediğini bir Mc Donalds'ta söylemiş ve biz gözyaşları içindeyken kalkıp gitmişse Mc Donalds'm altın arkını bile gördüğümüzde kendimizi iyi hissetmeyeceğimiz açıktır -aradan yıllar geçmiş bile olsa. Bilinçaltının bağlantısı, duvarların rengini, o anda çalman müziği, burnumuza gelen kokuları vb. her şeyi kapsar.


Gözümüz kapalı bir şeyi dinlediğimiz durumda, örneğin me-ditasyon yaparken, beynimiz Alfa frekansında faaliyet gösterir. 8-13 arası frekansta faaliyet gösteren Alfa boyutunda bir şeyin çapa oluşturması için 21-30 kez tekrarı gerekir. Bu nedenle NLP tekniğiyle hazırladığım hipnomeditasyon kasetlerinin A yüzünün 21 gün boyunca her gün dinlenmesi gerekir.


4-7 frekans arasında faaliyet gösteren Theta boyutu limbik sistem ya da orta beyini hedef alır ve kinestetik çapalamalar için idealdir. Sadece bir ya da iki kez tekrarı gerektirir. Bunun için üzerinde çalıştığımız kişiyi derin duygusal yoğunluğa sokarak yaptığımız çapalamalar hızlı değişim sağlar. Kişiyi, değiştirmek istediği duyguya Theta boyutunda soktuğumuzda istenilen yeni duyguyu yerine kolayca koyabiliriz. Limbik sistem kaç ya da savaş komutunun verildiği yerdir. Bu yüzden fizyolojinin değişmesiyle değişimin sağlanabilir olması anlaşılır hale gelir. Çünkü fizyoloji kinestetiktir. Kinestetik değişim en zor ama en kalıcı değişimdir. Çocuğunuzun iki yıl boyunca yattığı oyuncak ayısını ya da battaniyesini ondan almaya kalkın. Değişimin zorluğunu anlarsınız. Başı önüne eğik, omuzları çökük, sesi bitkin birisini dik durmaya, başını kaldırmaya ve yüksek sesle "Evet" demeye zorlayın. Yaparsa değişimin kolaylığını anlarsınız.


Frekansı 3'ten aşağı olan Delta boyutunda değişim için tek çapa yeter. Daha doğrusu çapaya gerek yoktur. Çünkü o boyutta her şey çapadır. Koma halinde, anestezi altında ve hayatımızın ilk iki yılında Delta boyutunda yaşamı algılarız.


Apandisit ameliyatı olmak için hastaneye yatan bir kadına genel anestezi uygulanır. Ameliyat esnasında doktorlardan birisi kadının göğüslerinin çirkinliği üzerine espriler yapar. Anestezi altındaki kadın bu esprileri Delta boyutunda "duyar". Ameliyat başarıyla sona erer ama kadın bir süre sonra göğüs kanseri olur. Kanser ilerler ve kadın "çirkin göğüslerinden" ameliyatla "kurtulur". Bilinçaltı gücünü görebiliyor musunuz? Ameliyathanelerde hastanın başucunda sarf edilen sözlere dikkat ve özen gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.


Oğlum burun ameliyatı olduğunda ben de ameliyat odasına girdim. Tabii hastane yönetiminin itirazlarını doktorun göğüslemesiyle. O narkoz altındayken ben de stres ve çakra kasetlerinin B yüzünü sürekli çaldım ve çabucak bedeninin kendini toparlaması, kendisini enerjik hissetmesi, egzersiz yapması, sağlıklı beslenmesiyle ilgili telkinler verdim. Oğlum gerçekten çok çabuk iyileşti. Ameliyattan altı gün sonra yaşadığı yer olan Amerika'ya döndü. Nedense her gün egzersiz yapmaya ve sağlıklı beslenmeye başladığını, kısa zamanda 12 kilo verdiğini telefonda öğrendim.


Çocuklar yaşamlarının ilk iki yılını Delta ve Theta, 2-6 yaş arasını Alfa boyutunda geçirir.
Mantık yani Beta altı yaşından sonra başladığı için çocuğun ilk altı yılında yaşamla ilgili edindiği izlenimler salt duygu boyutunda olur. Çocuk kendisine söylenen her şeyi sünger gibi emer ve her görüntü, her ses, her dokunuş, her tat, her koku onda çapa oluşturur. Bunları değiştirmek semptomları geçirmekle olmaz. Yeniden programlama gerekir.


37 yaşındaki bir adam iş yaşamında güven duyduğu erkeklerin hepsinin gözlüklü olduğunun farkına vardı. Çünkü kendisi üç yaşında iken ölen babası gözlüklüydü. Cenaze boyunca ve evdeki karmaşa esnasında sadece gözlüklü erkeklerin kucağına oturmuştu. Eşi de gözlüklüydü.


Çocukken kendisine sürekli geri zekalı ve beceriksiz olduğu söylenmişti genç adamın. Çocuk kendisini başkalarının tanımlamalarıyla tanır. Boğaziçi'ni iyi dereceyle bitirmişti, hem de bursla. Ama o hala bir iş bulmakta ve karşı cinsle ilişki kurmakta zorluk çekiyordu.


Onun doğmasına yardımcı olan doktorun elleri yılan derisi gibi pullu pulluydu. Genç kadın bir bebek kadar güzeldi ama elleri pullu pulluydu. Gitmediği doktor, kullanmadığı ilaç kalmamıştı. Ama elleri yüzünden birisiyle tokalaşmaktan bile kaçınıyordu. Sevgilisinin olması ise bu ellerle ancak bir rüya olabilirdi. Tabii ki onu doğurtan doktorunun ellerini Beta dalgası zihniyle hatırlamıyordu. Ama hipnozla doğum anına döndüğünde bilinçaltı, bilince çıktı. Genç kadının elleri üç hafta içinde normal bir deriye kavuştu.
Küçük kıza her ağladığında susturmak için çikolata ya da şeker veriliyordu. Köpeği öldüğünde de annesi onu kucağına almış ve çikolata ile teselli etmişti. Küçük kız bugün fazla kilolu, her üzüntüsünde tatlıya sığınan bir kadın. Ayrıca şişmanlığı ona bir erkeği kendine çekememenin bahanesini de veriyor. Çünkü zayıfladığında da bir erkeği çekeceğinden emin değil. O zaman ne mazereti olacak?


Genç adam, çevresindeki herkesin karşı çıktığı bir kadınla evlenmek istiyordu. Kadının kullandığı parfüm, bebekliğinde kendisine sevgiyle bakan akrabasının kullandığı parfümün aynısıydı. O, bunu nereden bilebilirdi ki? O parfümün sevgi, şefkat ile özdeşleştiğini nereden bilebilirdi ki?


Genç adamın kadın kavgası içeren porno filmlere saplantısı vardı. Yabancı ülkelerden bu tür porno kasetleri getirtmek için elindekini avucundakini harcıyordu. Fahişeler dışında hiçbir kadınla ilişkiye giremiyordu. Fahişeler müşteri kapmak (onunla birlikte olmak) için mücadele veriyordu. Tıpkı o küçük bir çocukken babası öldükten sonra halası ile annesinin onu kendi saflarına çekerek büyütmek için mücadele verdikleri gibi. Kadınlar onun için mücadele etmeliydi.


Duygusal anlar beynimizde değişik dalgalarla kayda geçer. İki yaşına kadar Delta ve Theta ile, İki -altı yaş arası Alfa ile, daha sonra ise Beta ve tüm diğerleri ile.


Beyin Dalgaları Tablosu


Beyin Dalgaları
Beta Alfa Theta Delta
Frekans Sayısı
14+ 8-13 4-7 0-3


Bilinç       Sol Beyin         Ego düşüncesi Bilinçaltı Sağ Beyin/ korteks Yaratıcı düşünce Bilinçdışı Limbik sistem-> Duygular (İlham)

Süperbilinç Reptilian beyni Yaşamı Sürdürmek (beyin soğancığı)

Bizde bir alışkanlık yaratan çapalar tekrarla oluşur. Araba kullanmak, dişimizi fırçalamak, sigara içmek, her öğünde ekmek yemek gibi. Alışkanlıkları değiştirmek için yeni yolların tekrarı gerekir.
Bağımlılıklar duygusal içeriklidir. İçkiyi ilk içtiğimizde içki tek başına bağımlılık kazandırmaz. Utangaçlığı yenmek, kendimizi rahat hissetmek duygusuyla farkında bile olmadan çapala-' dığımızda içki bağımlılık haline gelir. Artık bilinçli olarak utangaçlığı yenmek ya da arkadaşlarla uyum sağlamak için olmadığını söylesek bile içki ya da herhangi bir bağımlılık maddesi bizde rahatlama uyandıran bir haz maddesi haline gelmiştir.


İnsanlar ya hazza yönelmek ya acıdan kaçmak için bağımlılıklar geliştirir. Her bağımlılık, aslında bize hizmet etmeyen, ama hizmet ettiğini sandığımız bir çapadır. Bağımlılıklarımız bize zarar verse de hala acıdan kaçmamıza ya da haz duymamıza yardım ettiğini sanırız.


Bu noktada NLP'nin temel savlarından birini hatırlayalım. Her davranışın altında olumlu bir niyet yatar. Her bağımlılığın ardında olumlu bir niyet yatar. Kimse kanser olmak için sigara içmez. Kendisini rahatlattığı için sigara içer. Kimse şişmanlamak için yemek yemez. Yiyecek ona bir şekilde güven duygusu sağladığı için tıkınır. Kimse kendisine kötü davranan bir insanla evliliğini sürdürmez. Evlilik ona güven, ait olma duygusu, prestij, ekonomik güvence, toplum önünde saygınlık, yalnızlık duygusunu aşma yanılgısı gibi "gizli" kazançlar verdiği için kişi bağımlılığı sürer. "Gizli" kazançlar kişinin belki farkında bile olmadığı "iyi niyet'in diğer adıdır.


Bu satırları yazarken hemen aklıma bir örnek geldi:


Elli beş yaşında bir kadın son on yıldır kötürümdü. Kadın, ailesinin tüm sorumluluğu üstlenmesiyle yaşamını sürdürüyordu. Tuvalete bile birilerinin yardımıyla gidiyordu. Son on yıldır birilerinin yardımı olmadan evden dışarı adımını atmamıştı. Ailesi onu birçok psikiyatriste götürmüştü. Bakırköy'de on ay süren bir fizik tedavi görmüştü. Kötürümlüğünün fiziksel bir nedeni yoktu. Ama yürüyemiyordu işte.
Bir şekilde benim sorununu çözeceğime inanmış olduğu için hiç zamanım olmadığı halde randevu almayı başardı. Ona tekrar  yürümek isteyip istemediğini sordum. Yürümek istediğini söyledi. Ne kadar bedel ödemeye hazır olduğunu sordum. Miktarını söyledi. Bu miktarın ancak dört seansa yeteceğini, bu süre içinde iyileşip iyileşmeyeceğine inanıp inanmadığını sordum. İnanmıyorsa parası boşa gidecekti. Belki başka bir yere gitmeyi seçebilirdi. Neden bana gelmesi gerektiği konusunda benim ikna olmam gerekiyordu.

İlk buluşmamızda, çocukluğundan beri ailenin hizmetçisi olduğu ortaya çıktı. Diğer kardeşler kendi hayatını yaşarken o herkese hizmet etmek durumundaydı. Sessiz ve içedönük bir yapısı vardı. Çocukluğunda yediği dayaklar kendi deyimiyle, uç uca eklendiğinde Fatih köprüsünün uzunluğunu geçiyordu.

Genç kız olmuş ve bir bankaya girmişti. Aldığı maaşı hemen ailesine teslim etmek, işlerinin yanı sıra herkesin bakımını yine üstlenmek zorundaydı. Bir gün kötürüm oldu. Artık aile ona hizmet etmek durumundaydı. Kötürüm olmak başkalarına hizmet etmekten özgürleşmek anlamına geliyordu.
Tüm bunları iki seansta fark etti. İkinci seansın sonunda bana tutunmadan yakınımızdaki parka kadar yürüdü. Ona, düşerse kendisini tutmayacağımı söylemiştim. Üçüncü seansta trafik ışıklarının olmadığı bir kavşakta karşıdan karşıya geçmeyi başardı. Dördüncü seans için tek başına Bakırköy'den Erenköy'e gelmeyi başardı, hem de yağmurlu ve rüzgarlı bir günde -ve tek başına.

On yıldır yürüyemeyen, tuvalete bile tek başına gidemeyen bir insan. İnanabiliyor musunuz? Tabii son seansa gerek kalmadı. Kahve içerek ve pasta yiyerek kutladık onun başarısını. Daha sonra bir başka kente taşındı ve tek başına yaşamaya başlayarak kutladı yaşamı.
Çapalama egzersizinde önemli olan niyet ile uyarı arasındaki bağlantıyı kopararak yeni bir bağlantı oluşturmaktır.


Bu kadın iki sene sonra yine kötürüm oldu ve ailesinin bakımına muhtaç duruma düştü. Telefonda niye yeniden kötürüm olmayı seçtiğini sorduğumda verdiği yanıt acı vericiydi: "Yalnız olmaktan sıkıldım. Daha önce benimle ilgilenenler artık arayıp sormuyordu."


Onunla niyet ile uyarı arasında yeni bir bağlantı sağlamıştık; özgür olmakla kötürüm olmamak arasındaki bağlantı. Ama tek başına olmakla özgürlük arasındaki bağlantıyı sağlamaya dört seans yetmemişti. Ayrıca elli beş yaşında yalnız bir kadın olarak bu bağlantıyı kurmayı göze almaya istekli de değildi. İstek olmayınca insana yardım edemezsiniz.


NLP'de terapi, kişinin deneyimleriyle yaşayan bir ilişki kurmasını sağlamak anlamına gelir.

İLK ÇAPALAR


insan ana rahmine düştüğü andan itibaren çapalarla şekillenen bir varlıktır. Hamilelik boyunca annenin yaşadığı deneyimler, hissettiği duygular, beslenme şekli bebeği şekillendirir. Çocuk istenip istenmeyen bir bebek olduğunu bile "hisseder".


Belki de doğuştan getirdiğimiz karakterimiz, anne rahminde yaşadığımız deneyimlerle bağlantılıdır. Tıpkı kişiliğimizin şekillenmesinin doğumdan sonra aile ve çevre etkisiyle oluşması gibi. Anne rahminde yaşanan her türlü deneyim çocuğun bilinç -dışında Theta ve Delta boyutunda kayda geçer. Çocuk doğduktan sonra da ilk iki yılı bu frekanslarla algılar.


Yaşamımızın her anı tüm kayıtlarıyla birlikte bilinçaltımızda depolanır. Bilinçaltı ve bilinçdışı tüm yaşamımızın kaydını içeren "üç boyutlu hayat DVD'si" gibidir.


Tüm kayıt derken ana ait beş duyuyla gelen algıların, düşüncelerin, duyguların, hayallerin toplamını kastediyorum. Örneğin; siz bilinçli olarak hatırlamasanız bile dördüncü doğum gününüzde annenizin pişirdiği pastanın kokusu, tadı, mutfağın parkelerinin deseni, duvarların rengi, annenizin üzerindeki giysi, radyoda çalan Beatles şarkısı, akan nezleli burnunuzu çekmeniz, sizin aklınızdan geçen "annem beni seviyor" düşüncesi, salonda parlak ambalajlı hediye paketinin içinde ne olduğuna dair hayalleriniz ve merakınız, babanızın yanınızda olmamasının verdiği buruk duygu vb. hepsi ama hepsi anın kaydına geçer. Akıl ve zihin birbirinden farklıdır.


Akıl, geçmiş anlara ait tüm kayıtları içeren bilgilerin lineer biçimde sıralanmış "tüm anlar" toplamıdır.
Bu alışık olmadığınız "akıl" tanımım görsel olarak canlandıralım. Akıl, lineer biçimde sıralanmış kayıtlar toplamı dedik. Üst üste konularak sıralanmış kasetleri düşünün. Her kaset bir ana ait tüm kayıtları içeriyor. Bu kasetlerde sadece görsel ve işitsel deneyimlerin değil, tat, koku, dokunmak, düşünceler, duygular, imgelerle oluşan duygusal deneyimlerin de kaydı var.


 Bu kayıt sistemi şu anlama geliyor. Her birimizin aklı geçmiş deneyimlerimizden oluşan milyonlarca kasete sahip. Bu yüzden herkesin haritası farklı. Her insanın realitesi farklı.


Peki hiç kayda geçmeyen, kaset oluşturmayan anlar var mı? Elbette. Total farkındalıkla yaşanan anların deneyimleri duygusal kaset oluşturmaz. Geçmiş oluşturmaz. Anlar dolu dolu tam farkındalıkla yaşandığında geçmişe ait duygusal bağımlılıklar da oluşmaz. Tam farkındalıkla yaşanan anda gelecek korkusu ve endişesi de yoktur. Sadece anın sonsuzluğu vardır. Geçmişe ait tam farkındalıkla yaşanan anlar duyusal bellek olarak zihnimizde kalır. (Duyusal bellek zihnin bir fonksiyonudur.) Kişi ancak zihin faaliyetinin olduğu yerde bilincini geliştirir. Duygusal belleğin yani akıl kasetinin olduğu yerde bilinç gelişemez. (Duygusal bellek aklın bir fonksiyonudur.) Çünkü insan duygusal belleğinde kayda geçmiş "anı"ları tekrar tekrar hatırlayarak acı çeker. Bu yüzden de geçmişte yaşar. Zeka denilen şey, bireyin zihnini kullanma kapasitesidir. Bilinç ise deneyimlenmiş zekadır. Geçmişin kasetleriyle tıka basa dolu bir akıl, kendisini geçmişin karanlığında yaşamaya mahkum eder. Bu karanlık, cehaleti, bencilliği, bağımlıkları doğurur. Eksik yaşanan anlar, tamamlanmak ister. Bu yüzden sürekli bizi geçmişe doğru çeker. Her şey doğası gereği tamamlanmak, bütünleşmek, bir olmak ister. Tüm dikkatimizi vermeden geçirdiğimiz anlar tamamlanamadığı için daha sonra tamamlanmak umuduyla bellekte "kaset" olarak kayda geçer. Bu kasetler öyle çoğalır ki zamanla insanın tüm yaşamı, kasetlerle yönetilir hale gelir. Ve kişi robotlaşır. Robot ya da mekanik insan sağlıklı bir değerlendirme yapamaz, berrak bir görüşe sahip olamaz. Duygusal kasetlerin esiri insan, özgürleşemez. Daima bir şeylere bağımlı olma ihtiyacı duyar. Dine, kişilere, politik ideolojilere, nesnelere, unvanlara, koltuklara. Böylece güven gereksinimini sağlayacağını umar.
Gerçek güven bilincin gelişmesiyle kazanılır. Bilinçli insan duygusal değil duyarlıdır. Bu duyarlılık zihnimizde zeka, yüreğimizde sevgi olarak tezahür eder.


 Her insan "ben" olarak dünyaya gelir. Ben, bilincin bireyselleşmiş halidir. Ben, akıl denilen duygusal kasetlerle özdeşleştiğinde "ego" oluşur. Ego bilinci tutsak kılar. Dış dünyadan ve iç dünyamızdan gelen verileri ben'e ulaştırmak üzere postacı görevini yapması gereken ego, an'ın sorumluluğunu üstlenmediğimiz için bir süre sonra kendisini efendi sanmaya başlar. İletmesi gereken mektupları açıp okumaya ve dilediği gibi yorumlamaya başlar. Hizmetkar iken efendiliği ele geçirmiştir artık. Ego'nun bize ben diye yutturmaya çalıştığı maskesi, bizi kendisine inandırmak için gurur denilen aracı kullanır. Ego gururludur, ben onurludur. Ego, aynı kasetleri tekrar tekrar çalarak güvence (haklılık) ve onay peşinde koşar.


Peki aklın amacı nedir? Aklın tek bir amacı vardır. Varlığını sürdürmek. Akıl, varlığını sürdürmek ister. Kendisini "ben" sandığı için, özdeşleştiği her şey uğruna mücadele verir. Akıl Ben ile özdeşleştiğinde "ego" oluşur. Kasetler sadece duyusal belleklerden ibaret olsaydı, yani her an tüm farkındalık ile yaşanabilseydi tam bilinçlilik hali olurdu. O zaman Ben, sağlıklı olarak kendi özgün bireyselliğini ifade eder, evrensel bilince kendi yaratıcılığının katkısını yaparak bütünü genişletirdi.


Ego, kendisini parasıyla özdeşleştirmişse parası uğruna hayatını bile tehlikeye atabilir. Ego kendisini yazdıklarıyla özdeşleştirmişse bir yazar yazdıklarını kurtarmak üzere alevler içinde kalan binaya dalabilir. Kimisi yanan binaya altınlarını, kimisi çocuklarını, kimisi kocasını kurtarmak için dalar. Kişi kendisini kahramanlıkla, vatanseverlikle özdeşleştirmişse koşa koşa savaşa gider. Kişi kendisini bir dinle ya da ideoloji ile özdeşleştirmişse üzerine bombayı sararak ölüme, cihada gözünü kırpmadan gider. Böyle durumlarda ego yani akıl varlığını sürdürebilmek için, bedenini öldürecek bir şeyi yapmaktan çekinmez.
Duygusal bellekten oluşan ve Ben ile özdeşleşen Akıl yani Ego'nun tek bir amacı vardır.
 
Ücretsiz ön görüşme yapmak için bizden randevu almanız yeterli olacaktır.

NLP Eğtimi için ilgili detaylı bilgi için :

İzmir NLP Eğtimi için  0(232) 422 59 54 yada  0 (535) 667 32 24 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya İzmir NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz.

İzmir Karşıyaka NLP Eğtimi için 0(232) 369 50 81 -  0(532) 100 11 65 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya İzmir Karşıyaka NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz

Denizli  NLP Eğtimi için 0 (258) 213 0 999-   0 (532) 100 11 65  numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya Denizli NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz.

Antalya NLP Eğtimi için   0 242 323 73 15 yada  0 (505) 445 15 31 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya  Antalya NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz.

Muğla NLP Eğtimi için 0(252) 213 00 98 -  0 (532) 100 11 65  numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya Muğla NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz.

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - -
NLP Ve Çapa başlıklı  tarafından yazılan yazı 2207 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu