• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

Hikaye

Liderlik Hikayeleri

Hikaye

Şimdi, hepsini ülkelerinin başkanlık koltuğunda veya partilerinin başında genel başkan olarak görüyoruz. Fakat, dünya siyasetinde veya ülke siyasetinde önemli kararlara imza atan bu isimlerin hiçbiri lider olarak doğmadı. Şimdiki güçlü, sert-kavgacı görüntülerinin altında, geçmişe ait bir hikâye saklı. Bir kısmı, ciddi bir güçlük yaşamadan politikaya atılırken bir kısmı, sokakta satıcılık, tamirci çıraklığı ve benzeri işleri yaptı. DONDURMACI CUMHURBAŞKANI NICOLAS SARKOZY Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, göçmen bir ailenin çocuğu. Babası Macaristan’dan, annesi ise Selanik’ten gelerek Fransa’ya yerleşmiş. Küçük yaşta annesini terk eden babası yüzünden, çocukluğunu rahat bir şekilde geçiremedi, yoksulluk çekti. Eğitimi için babasından para istediğinde ‘benim size bir borcum yok’ cevabını almak onun için bir dönüm noktası oldu. Bundan sonra dondurma ve çilek satarak harçlığını çıkarmaya çalıştı. Daha sonra, hukuk

Birlikten Kuvvet Doğar - Hikaye

Hikaye

BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR - Avcının biri kuşlar için tuzak hazırlamış, üzerine taneler serpmiş ve bir kenara gizlenerek beklemeye başlamış. Bu sırada da gökyüzünde bir güvercin sürüsü belirmiş. Güvercinlerin lideri, taneleri görünce, arkadaşlarını taneleri yemeleri için yere indirmiş. Fakat birden ne olduğunu anlamayamadan tuzağın içinde kalmışlar. Bütün güvercinlerle lider güvercin çırpınmaya başlamış ve büyük bir kargaşa olmuş. Birden güvercinlerin lideri şöyle seslenmiş: Derdinize çare ararken aranızdaki birliği ve dayanışmayı bozmayın, hiçbirinizin canı arkadaşlarınızın canından daha değerli olmamalı. Hepimiz birbirimizle yardımlaşmak ve tek bir kuş gibi uçmalıyız. Bu sayede her birimiz, birbirimizin sayesinde kurtulmuş olacak.

Kısa Ve Anlamlı Hikayeler

Hikaye

Kısa Ve Anlamlı Hikayeler - Kozunu paylaşmak - KOZ, CEVİZ DEMEKTİR. Eskiden, çok eskiden, Kastamonu'nun iki köyü arasında, köylerin ortak malı olan büyükçe bir cevizlik varmış. Ceviz toplama zamanı, gün kararlaştırılır, iki köy halkı bir araya gelerek, cevizleri paylaşırlarmış. Genellikle, ceviz paylaştırılması sırasında kavga çıkar, ahali birbirine girermiş. Bu nedenle iki köyün eli sopa tutan delikanlıları, koz paylaşma günü için hazırlanır, cevizlerin paylaşılacağı gün kavga çıkacağına ve güçlü olan tarafın paylaşmadan kârlı ayrılacağına inanılırmış. Bu nedenle bir ana, oğlunun delikanlılık yaşına geldiğini anlatmak ve methetmek için: "Benim oğlum artık büyüdü, sözünü söyleyecek, kozunu paylaşacak yaşa geldi" dermiş. ••• Bu deyim, aralarında anlaşmazlık bulunan kişi ya da grupların bu anlaşmazlığı zor kullanarak sona erdirmesi mânâsında kullanılır. Kısa Ve Anlamlı Hikayeler - Kuyruk acısı ÇOBANIN BİR

Kısa Ve Öz Hikayeler

Hikaye

Kısa Ve Öz Hikayeler - Kaş yaparken göz çıkarmak ESKİ DÜĞÜNLERDE DE, şimdiki gibi gelin hanıma makyaj yaparlarmış. O zamanlar bu işleri, adına kalemkâr denilen bu işin ustası olmuş kadınlar yaparmış. Bu arada gelinin kaşları rütuş yapılır, cımbızla fazla tüyler çekilerek inceltilir. Kalemkârın elindeki özel kalemle kaşlara şekil verilirmiş. Bir düğün evinde böyle bir hazırlık yapılırken, davetlilerden bir kısmı çalgı çalıyor, bir kısım gençler de odanın ortasında oynuyorlarmış. Her nasılsa, oynamakta olan genç kızlardan birisinin ayağı kaymış, yere devrilirken, kalemkâr kadına çarpmış. Kalemkârın elindeki sert uçlu kalem, gelin hanımın gözüne batmış. Bir feryad, bir bağrışmadır kopmuş. Düğün evi karışmış, acele hekim çağırmışlar, fakat hepsi nafile, göze saplanan kalem, zavallı kızcağızın gözünü kör etmiş. Bu olaydan sonra gelin hanım bir gözünden olmuş, kalemkâr kadın da ekmeğinden. Çünkü o kalemkârı bir daha kimse çağırmaz o

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler

Hikaye

Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler - Geldi Safiye, gitti kafiye ŞİİR MERAKLISI BİR ADAMIN, Safiye adında bir karısı varmış. Adamcağızın şiir merakının aksine, bu Safiye Hanım şiirden hiç anlamaz, haz etmezmiş. Anlamayı bir kenara koyun, kocasının şiirle meşgul olmasına "beyhude zanaat" diyerek karşı da çıkarmış. Adam karısının çarşıya pazara çıktığı bir günü fırsat bilerek, şiir yazmaya koyulmuş. Bir mısra, iki mısra derken epeyce yazmış. Tam şiiri bitirecek son mısramn kafiyesini tamam etmek üzere iken, kadın içeriye girmiş. Girmesiyle de "Ah kör olasıca, yine mi çiziktirir-sin" demiş. Kafası karışan adam, kafiyeyi unutuver-miş. Kalemi kâğıdı atıp: "Geldi Safiye, gitti kafiye" demiş. Bu deyim, dikkat gerektiren bir işle uğraşan birinin, başkası tarafından dikkatinin dağıtıldığını belirtmek için kullanılır. Güzel Anlamlı Kısa Hikayeler - Güme gitmek BİR ZAMANLAR, İstanbul'un dirliğini, düzenini denetleyen Yeniçer

Anlamlı Güzel Hikayeler

Hikaye

Anlamlı Güzel Hikayeler - Derdini Marko Paşa'ya anlat MARKO PAŞA, Sultan Abdülaziz devrinde yaşamış bir Rum hekimiymiş. Usta bir doktor olan Paşa, pek çok hastanın sağlığına kavuşmasına vesile olmuş. Halk arasında öyle büyük bir ün kazanmış ki, her gün yüzlerce dertli, derman bulmak amacıyla Marko Pa-şa'nın kapısını çalarmış. Bunca kalabalığın derdine, değil derman olmak, dinlemek bile imkânsız hâl alınca, Marko Paşa bu işe kendince bir çözüm yolu bulmuş. Kapısına gelen hastanın derdini dikkatle dinledikten sonra sorarmış: "Anladım ama ne?" Biçare hasta bu mânâsız soru karşısında herhalde iyi anlatamadım diye düşünür ve bir daha anlatırmış derdini. Fakat Marko Paşa tekrar: "Anladım ama ne?" diye sorarmış. Sonunda hasta ne söyleyeceğini, ne yapacağını bilemez, çareyi oradan uzaklaşmakta bulurmuş. Marko Paşa'ya dert anlatmanın zorluğu, Paşa'nın eski şöhretini çok çabuk unutturmuş. O günden beri,

Anlamlı Hikayelerimiz

Hikaye

Çizmeden yukarı çıkma - ONDOKUZUNCU ASIRDA, Fransız romantik ressamlarından Delacrobc, Paris'te bir resim sergisi açmış. Sergiyi gezen ziyaretçiler arasında bir adam, büyük bir şövalye tablosunun önünden uzun müddet ayrılmamış. Geri çekilir bakarmış, yandan bakarmış, yakından bakarmış ve beğenmeyen bir tavırla kafasını sallarmış. Bu hâl ressamın dikkatini çekmiş, ziyaretçinin yanına yaklaşarak sormuş: "Bu tablo çok ilginizi çekti galiba?" "Evet ama" demiş adam, "şövalyenin çizmesindeki kıvrımlarda hatalar var." "Siz ne iş yaparsınız?" "Ben kunduracıyım, çizme dikerim" deyince ressam koşup fırçasını ve tuvalini getirmiş. Adamın tarif ettiği şekilde çizmeyi düzeltmiş. Çizme bu durumu ile hakiki şekline uymuş ve daha güzel görünmüş. Ressam adama teşekkür etmiş. Fakat adam yine tablonun başından ayrılmamış. Bu defa da şövalyenin pantolonunda ve kemerinde hatalar olduğunu söyleyip, ukalâlık etmeye başlayınca, ressam dayanamamış: "

 1 2