• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

Beyin Nasıl Öğreniyor

Beyin Nasıl Öğreniyor
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Beyniniz gözlerinizin sağladığı verileri nasıl anlamlandırır ve gelen girdileri nasıl sınırlar?
Beyninizin de sizin dosyalama sisteminize benzeyen bir sistemi bulunmaktadır. Bilgiler alınır ve konularına göre tasnif edilir. Beyinde hemen hemen her şeyin bir yeri vardır ve yeni bilgiler rahatlıkla ilgili yere yerleştirilir. Diğer dosyalama sistemlerinde olduğu gibi konu başlıkları belli bir düzene göredir. Örneğin;' Susan'ın okulu, Susan'ın diş ağrısı ve Susan hakkındaki herhangi bir bilgiyi içeren dosyalar mevcuttur. Yine "Aile" adını verdiği bir çekmecede dosyası var. "Öğrenci", "Bayan", "Kızlar" ise diğer dosyaları... Bunlar arasında da sürekli bir karşılıklı etkileşim mevcut. Örneğin diş ağrısı "Ağrılar" adlı genel bir dosyanın "Dişçi" adlı alt dosyası içerisinde yer almakta. Bu karşılıklı etkileşimler anlamlı bir şekildedir ve hemen bulunabilecek tarzda yerleştirilmiştir. Böylelikle Susan'ın diş ağrısı, metin içerisindeki diğer dosyalar arasından rahatlıkla bulunur.
Bilgiler beynimizde bu şekilde dosyalanmasına ve ihtiyaç anında hemen çağrılmasına rağmen bu sistem tamamlanıp bitmiş bir dosyalama sistemi değildir. Bunlar, kısmen tamamlanmış dosyalardır, çünkü gözlerimiz sınırlı veriyi ve çevremizdeki sayısız şeylerden sadece bir kısmını alır (görülebilecek olay veya durumların her zaman hepsini göremeyiz).
Zihinsel dosyalama sistemimizi bir sandalye ile örneklendirelim. Bu sandalyenin iki ayağı olsun. Fakat sizin beyniniz onun iki ayağı daha olduğunu bilir ve onu sandalye olarak sınıflandırır. Ama alternatif olarak da sağ çekmecesine  bunun "kırık bir sandalye" olduğuna dair alt bir dosya daha açar. Bu "kırılmış mobilya" tasnifi de aynı derecede hızlı ve etkili bir şekilde açılır.
Bu sınıflandırma işlemi, baş edemeyeceğiniz miktardaki verileri anlamlandırmanızda günlük hayatta gereken yerlerde kullanılmak üzere çağırmada oldukça etkilidir. Örneğin yıllar öncesinden tanıdığınız birine rastladınız. Siz onu uzun süre öncesinden görmüş olsanız ve de şu anki görüntüsü çok değişmiş olsa bile bu kişi sizin dosyalama sisteminizin bir köşesinde durmaktadır. Bir iki dakika içerisinde bu yüze ait isim, ardından da onunla ilgili diğer bilgiler tek tek anlam kazanmaya başlar. Tüm bunlar o kadar bilinçsiz bir şekilde gerçekleşir ki bu kadar akıllıca bir dosyalama sistemi için günümüzdeki bilgisayar sistemlerinin örnek olarak gösterilmesi yetersiz kalacaktır.
Her şeyi dosyalama ve anlamlandırma eğiliminin faydalarının yanı sıra zararları da vardır. Yaratıcı ve sıradışı düşünce sistemlerinin geliştiricilerinden Edvard de Bono bu durumu anlatmak için farklı bir örnek kullanmaktadır. O, beyni bir arazi parçası  tanımlar. Bu arazi parçasının kurak bir bölümüne yağmur (ki bu, beş duyuya örnektir) yağdığını düşünün. Yağan bu yağmurlar zamanla ufak yollar oluştururlar. Zamanla, sık sık yağan yağmurlarla bu yollar daha da belirginleşir. Yağmurlar sürekli olursa burada bir akarsu yatağı oluşmaya başlar. Bu yatak, yağmur damlalarının düştüğü her yerde değil; daha önceden oluşmuş olan küçük yollarda oluşur. Yağmurların devam etmesi halinde burada bir vadi oluşur ve bu derin vadiyi besleyen ufak kollar da açılır. Beynin sınıflandırma sistemi de aynı şekilde çalışır. Gelen algılar yağmur damlaları gibidir, yeniler daha önceden açılmış olan yollara yerleşir ve orada akmaya başlar. Yeni anlamlar ve sezgiler, eskilerinin daha etkin ve derin olması için kurban edilir.
 DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@cemalkondu.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - -
Beyin Nasıl Öğreniyor başlıklı  tarafından yazılan yazı 1766 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu