• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

NEŞELİ DÜŞÜNCELERİN GÜCÜ

NEŞELİ DÜŞÜNCELERİN GÜCÜ
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Sevinç ve ümit içinde yaşayanlar hayatta en iyi başarıları elde etmişlerdir. Bunlar bu fani hayatın iyilik ve kötülüklerini mertçe kar­şılamışlar, saadet ve felakete aynı metanetle göğüs germişler, dudaklarında tebessüm eksik olmaksızın ilerlemişlerdir.    CHARLES KİNCSLEY
İyimserlik inancın görünen şeklidir. İnanç ve ümit olmadıkça hiçbir     şey yapılamaz. HELEN KELLER

Neşeli insanda yaratıcı bir kudret vardır, bunu kötümser insanda bulmak mümkün değildir. İyimser  bir mizaç ka­dar hayatı güzelleştiren, hayatın acılarını gideren, başarı yol­larının sarplığını düzlüğe çeviren bir şey yoktur.
    Sevinçli bir kimse ile kederli bir kimseyi eşit kabiliyette far­
zedersek birincisinin verim gücü ikincisinden kat kat üstündür.
  Neşe ruhun güç kaynağıdır. Tasaları, sürtüşmeleri, hoş olmayan hadiseleri yumuşatan bir merhemdir.
Neşeli mizaçlı insanın vücut makinası karamsar insanınki kadar çabuk erimez. Çünkü öncekinin düşünceleri makinanın nazik çarklarını kemirerek az zamanda kullanılamayacak hale getirir.
Doktor Sanderson diyor ki: "Hastalıkları önlemekte ve tedavi etmekte neşe en önemli faktörlerden biridir. ilaçların çoğu geçici ve suni bir iyiliğin arkasından yorucu ve zayıflatıcı bir tepki yaratır. Neşe ise vücudun her tarafına yayılan sürekli bir tesir yaratır. Neşe gözlere parlaklık, dış görünüşe zerafet, adımlara çeviklik verir, sesi açar, hayatı destekleyen kuvvetlerin hepsini harekete geçirir. Neşeli insanda kanın dolaşımı daha hızlı olur ve hava ciğerlere daha iyi girer. Vücuda sağlık yerleşir, hastalık barınamaz."
Bundan sekiz on yıl önce Alabamalı bir çiftçi, tarlasını sürerken, şiddetli bir kan boşanmasına tutuldu. O kadar kan kaybetti ki, hekim kurtulmasının ümidi olmadığını söyledi. Köylü ise ölüme henüz hazır olmadığı cevabını verdi. Yatağında, son derece neşeli bir halde gülmeye ve şakalar yapmaya başladı. Bu konuşmalar ve gülmeler saatlerce devam ettikten sonra köylü yavaş yavaş kuvvetini topladı. Hastalıktan kalktı, eskisi gibi sağlam ve kuvvetli bir adam oldu. Konuştuğu kimselere: "Eğer böyle devamlı gülmemiş olsaydım ölecektim." sözünü tekrar etmiştir.
"Gülme kürü" yaparak şifaya kavuşanlar çoktur. Haline acındırmak ve şikayet etmek adetini bırakarak onun yerini neşeye vermek kadar tesirli bir ilaç olamaz. Bir kimseden veya bir şeyden şikayet ettiğimiz zaman kendi aczimizi onaylamış oluruz. Şikayet etmek düşmanlarımıza yenildiğimizi kabul etmektir. Saadetimizin düşmanlarından kurtulmanın en iyi yolu düşmanlarımızın varlığını inkar etmek, onları zihnimizden çıkarıp atmaktır.
Bir büyük filozof demiş ki, "Hiçbir şeyden bıkıp usanmamaya ve her başıma gelen olayı iyi karşılamaya elimden geldiği kadar gayret ederim. Bunun herkes için bir vazife olduğuna ve aksine hareket edenlerin günah işlediklerine inanıyorum."
Sir John Lubbock şöyle yazmıştır:
"Pikrimce eğer hocalarımız bize görev saadetini öğrettikleri kadar saadet görevini de telkin etmiş olsaydılar dünya daha güzel olacaktı, zira, kendi saadetimiz başkalarının saadetine pek çok yardım ettiğine göre, elimizden geldiği kadar mesut olmak hepimiz için bir görevdir."
Berrak bir zihin kadar sağlığa ve saadete yarayan şey yoktur. Zihin neşeli oldukça bütün hayat organlarının faaliyeti normal olur, vücudun her tarafında ahenk ve sağlık hüküm sürer. Berrak bir zihin bulanık bir zihinden daha çok ve daha güzel iş çıkarır.
"Berrak bir düşünce, daima başarılı olacaktır; rüzgarlara ve fırtınalara rağmen."
Sakin ve dengeli bir zihinle yapılan iş sağlam ve sürekli olur. Mükemmellik, tasah ve düşünceli bir adamın içinde gö­rülemediği gibi, hoşnutsuzlukla, endişeyle veya hasetle de bir arada bulunamaz. Mükemmelliğe suçlu bir insan erişemez, onu ancak saf bir vicdan elde edebilir. Namusluluğun, doğru­luğun, saflığın bulunmadığı yerde mükemmellik yoktur.
Neşeli adam işlerinde başarılı olur, çünkü herkes şen insanlarla ilişki kurmaktan haz duyar. Kavgacı, alıngan, asık yüzlü adam, işlerinde ne kadar usta olursa olsun, herkes ondan kaçar. Daha ai iş yapsak yahut satın alacağımız malları daha pahalı ödesek bile, iyimser bir adamla iş yapmayı tercih ederiz. Dünya bugün iş ve kazanç kasırgasına tutulmuştur. Amerika' da hayat dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş derecede kızışmıştır. Bu çalkantılar arasında insan rahat bir nefes almak ve iş hummalarının gerginliklerinden kurtulup sinirlerini dinlendirmek ihtiyacını duyuyor. Şen ve nezaketli bir kimseye rastladığımız zaman, boğucu bir yaz sıcağında okyanustan esen meltem gibi, ruhumuza serinlik geldiğini hissettirir ve onu sevinçle karşılarız. Çünkü böyle bir adam, geçici bir zaman için olsun, zihin yorgunluklarımızı bize unutturur.
Köylerde esnaf güler yüzlü, hoş sohbetli ticaret seyyahlarını aylarca bekler. Şen mizaçlı seyyahlar mallarını bunlara daha kolay satarlar. Büyük teşebbüslere girişenler sevimliliği, uysallığı bir kanun saymalı ve sempati kazanmaya çalış­malıdırlar. Gazeteciler görüşmeler yapmak, haber öğrenmek, gizli kalmış hadiseleri meydana çıkarmak için dostlar kazanmaya muhtaçtırlar.
Gülümseyen adama bütün kapılar açılır, neşe saçan kimse her yere çağrılır. Somurtkan, hırçın, karamsar insanlar ise bir yere girmek için kapıyı zorlarlar. En güzel işler; ed ep nezaket ve neşe ile yapılanlardır.
Hizmetliler dahi neşeyi alışkanlık haline getirirlerse daha çabuk yükselirler, maaş ve mevkilerini daha çabuk yükseltmeyi başarırlar. Neşenin yaşayışlarına getireceği iyiliklerde cabası!
Mrs. Emory Belle kendi başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor:
"Neşenin gücünü kendi üzerimde denemeye karar verdim. Bu kararla bir sabah yazıhaneme gitmek için yola çıktım. Uzun zamandan beri karamsar ve asık yüzlüydüm. Kendi kendime dedim ki: "Başkalarının neşelerinden bana kuvvet ve ferahlık geldiğine çok kereler dikkat ettim, benim
de başkaları üzerinde böyle bir tesir yaratmak iktidarında olup olmadığımı anlamalıyım. Yolda yürürken sevinmek ve neşelenmek kararımı zihnimde tekrarlıyor, mesut ve talihli bir insan olduğuma kendi kendimi inandırmaya gayret ediyordum. Bu düşüncenin tesiriyle vücudumun dinçleştiğini, ayaklarımın yere daha hafif basmakta olduğunu duydum. Havada uçuyor gibiydim. Gülerek etrafıma bakınırken gördüğüm yüzlerde kaygı ve hoşnutsuzluk, düşünce ve ta sa belirtileri sezdim. Onlara acıyordum, içimde parlayan ışıktan onlara da bir pay ayıracağım geliyordu.
Yazıhanerne vardım. Muhasebe defterini tutan kız dahil herkese neşeli bir ifade ile 'Günaydın' dedim -ki tabiat olarak neşeli olmadığım için- sıradan zamanlarda olsa, hayatımı kurtarmak pahasına bile olsa, bunu yapmak elirnden gelmeyecekti. Derhal aramızda bir sıcaklık oluştu ve bütün gün o da benim gibi sevinç ve ferahlık içinde konuştu. Neşemi ona yansıtabilmiş olduğuma karar verdim.
Çalıştığım şirketin müdürü işten başını kaldırmayan bir adamdı. Son derece haşin bir mizacı vardı. Yaptığım görevle ilgili öyle sert bir uyarı yaptı ki, başka bir zaman olsaydı çok kırılırdım, zira hassas ve alıngan bir tabiatım vardır. Fakat o gün hiçbir şeyden tasalanmamaya azmetmiş olduğumdan hürmetli ve neşeli bir cevap verdim. Kaşlarının çatıklığı dağıldı. Bu da günün ikinci zaferi oldu.
Akşama kadar yazıhanede neşe ve iyi niyetin gerek kendimde gerek etrafımdakilerde aralık vermeden devam etmesine çalıştım ve başarılı oldum. Oturduğum aile pansiyonunda da bu amacı güderek denemeler yaptım. Önceleri soğukluk ve sevgisizlik gördüğüm kimselerde hararetli bir dostluk havası esmeye başladı. Buradaki denemelerim dahi inancımı kuvvetlendirdi. İşte böyle gayret hamleleriyle neşeli olmanın ve etrafa neşe saçmanın mümkün olacağını denemelerim sayesinde öğrendim. Şu halde kendi kendinize şöyle düşününüz: 'İşlerim dilediğim gibi yürümese bile neşeli yaşamak ve bütün rastladığım kimselere neşe güneşini yaymak emelindeyim. Kır saçlarıma rağmen genç kalacağım.' Bu düşünceyle hareket ederseniz etrafınızda sevinçlerin çiçekler gibi açıldığını göreceksiniz, hiçbir zaman dostsuz kalmayacaksınız ve ruhunuzda daima barış ve sükunet hakim olacaktır."
Dünya gam ve kederlerle, sefaletlerle, hastalıklarla o kadar dolmuştur ki, ruhlarımıza çöken kara bulutları dağıtacak bir güneşe ihtiyacımız vardır. Dünyanın sevinç yayan insanlara ihtiyacı vardır, yükselten ve ferahlandıran, ümit ve cesaret telkin eden terbiyecilere ihtiyacı vardır.
Neşeli bir ruh ne büyük bir zenginlik hazinesidir! İyimser bir tabiat ne kıymetli bir mirastır! Zira sükunet ve barış daima onunla beraberdir. Onun ışığı etrafındaki gölgeleri kovar, kederli kapleri aydınlatır. Onun gücü ümitsizlere bile sevinç ve cesaret getirir. Hele iyimserlik gibi bir özellik sevimlilik, nezaket ve yüz güzelliğiyle bir arada bulunursa yeryüzünün hiçbir hazinesi bununla kıyaslanamaz. Bu paha biçilmez nimeti elde etmek sanıldığı kadar zor değildir, zira sevimli bir yüz sıcak ve cömert bir kalbin yansımasından ibarettir. İç güneşi ilk önce yüzde değil ruhta doğar, oradan yüze akseder. Yüze parlaklık ve cazibe veren tatlı bir tebessüm iç güneşin ışığından başka bir şey değildir.
Herkesin gözlerine sevimli ve nazik görünmek için, rastladığımız kimselere sempati ve ilgi göstermeliyiz. Kendimizin en iyi niteliklerini geliştirmeye çalışmak sayesinde başkalarının güzel ve asil duygularını anlamak ve bu duyguları onlarda da yaratmak için güç kazanabiliriz.
Güneş gölgeleri kovduğu gibi, şen insanlar ilişki kurdukları kimselerden gam ve kasaveti, tasa ve kaygıyı, melankoliyi kovarlar. Neşeli insanlar somurtkanların toplu bulundukları bir meclise girdikleri zaman, bulutlar arasından parlayan güneş gibi ışık saçarlar. Herkes yeni gelen adamı görmekten haz duyar, diller çözülür, o dakikaya kadar sönük geçen sohbet birden bire kızışır, etraf neşe ve sevinçle parlar.
"Neşeli zihniyet" kürü yapmak hayatınızda kendinize ve başkalarına yapabileceğiniz iyiliklerin en büyüğüdür. Teşebbüslerinizde, mesleğinizde, sosyal ilişkilerinizde bu zihniyet her şeyden çok işinize yarayacaktır.
İşler, siz aramadan, kendiliklerinden size gelecek, dostlar sizi arayacak, toplum bütün kapılarını size geniş geniş açacaktır. Neşeli bir mizaçta cazibe gücü vardır; O, hayatın iyi şeylerini çeken bir mıknatıstır.

İlişki kurduğunuz kimselerin yalnız iyi özellik ve meziyetlerini görmeye, bu özellik ve meziyetleri zihninizde büyütmeye kendinizi zorlayınız. Ruskin diyor ki: "Başkalarının kusurlarıyla zihninizi yormayınız. Görüştüğünüz her ferdin yalnız iyi ve güçlü taraflarını görünüz. Başkalarının güzel huylarını hürmetle karşılayarak elinizden geldiği kadar o huyları taklit ediniz. O zaman kendi kusurlarınız hazan yaprakları gibi döküleceklerdir."
Hiç kimseyi hiçbir zaman kötülemeyiniz, başkalarının hiçbir iyi özelliği olmasa bile onları yine arkalarından çekiş­tirmeyeceğinizi zihninize iyice yerleştirirseniz hayatınız gü­zelleşecektir. Herkes size barış ve sevinç yüzü gösterecek, herkes sizinle dostça ilişkiler kurmaya can atacaktır.
Herhangi bir hadisenin daima ışıklı tarafına baktığınız takdirde dünyada size zararı dokunacak pek az kötülük olduğunu ve bu fenalığın dahi iyiliğe çevrilebileceğini anlayacaksınız. Hakikkatte iyi olan tabiatınızı örten çirkin maske düşecek, tenkit ve şikayet gibi kötü alışkanlıklarınız bitecek, en tatlı nimetler sizin olacaktır.
Karanlık dalgalar üzerinde,
Güneşi yakalayınız! İnlemeyiniz!
Hayat fırtınalı bir denizdir ki,
Dalgalarına her tarafta rastlarız.
Dalgaları yarıp geçiniz! Duraksamayınız!
Medd-ü cezirleri aşınız,
Öte tarafta, güzel bir güneş ışığı vardır.
Saadetten bahsediniz! Dünya o kadar kederlidir ki, Kendi kederinizi eklemenize ihtiyacı yoktur.
Hiçbir yol büsbütün sarp değildir,
Düz ve aydınlık taraflara bakınız!
Devamlı bir çalışmadan, hoşnutsuzluk ve kederden Ruhunuz yorulmuştur, onu dinlendirmek için Düzlüklerden ve aydınlıklardan bahsediniz!
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:[email protected]

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - -
NEŞELİ DÜŞÜNCELERİN GÜCÜ başlıklı  tarafından yazılan yazı 2910 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu